Alemler
Kur'a-nı Kerim'in Fatiha suresinin birinci ayeti kerimesinde
insanın yaratılışıyla başlayan serüveni ve akibeti, alemlerle olan ilşkisi
hakkında ışık tutacak çok önemli detaylar gizlidir. "HAMD ALEMLERİN RABBI
OLAN ALLAHA MAHSUSTUR".Burada üzerinde duracağımız iki anahtar kavramdan
söz etmek istiyorum, bunlar, Alemler ve Rab kelimelerinin ayet içerisindeki
uyumu ve mesajıdır. Alemleri yaşanabilir bir halde kusursuz mükemmel yaratan ve
bu yaratılışta tesadüf olma ihtimali olmayacak şekilde yaratan Allah'tan
başkasına değildir hamd. Hamd, hayatın devamı için yasalar koyan ve alemlerin
kendi içindeki uyumu en ince detaylarına kadar belirleyen Allah'adır başkasına
değil.
ErRabb Allah'ın güzel isimlerinden biri olmakla birlikte
sözlükte, malik, yaratıcı, sahip anlamlarına gelmektedir. Diğer bir anlamı da
ıslah eden, terbiye eden, güncel anlamıyla da formüle eden, aşırılıkları
gidererek yaratan diye de tanımlayabiliriz.Âlem ise, Kâinat, mevcudat, felek,
yaratılmışların hepsi. Yani diğer anlamıyla Yüce yaratanın kendisi dışındaki
bütün yaratıklarının toplamına verilen ad da diyebiliriz. Bu tanımlamalardan
sonra Alemler tanımının insan için ifade ettiği üç boyuta dikkatleri çekmek
istiyoruz.
İlk teklif
1: "Hani kıyamet günü: Bizim bundan haberimiz yoktu
demeyesiniz diye, Habbin Ademoğullarının
sırtların-dLin(sulbünden)zürriyetlerini (çıkarıp) almış, ve onları kendilerine
şahid tutup:"Ben sizin Ruh biniz değilmiyim?" (diye buyurmuştu) Onlar
da:Evet (Rabbimizsin) şahid olduk demişlerdi". ElA'raf,172; Yüce
yaratanın, Kur'a-nı kerimde fazla bilgi vermediği bir alemdir ruhlar alemi. Bu
dönem bize kapalı olmakla birlikte insanoğlunun Oksijene, Suya ve hayatının
devam etmesi için diğer şeylere ihtiyaç hissetmeden (bedensiz) varlığını devam
ettirebildiği bir ortamın varlığının söz konusu olmasıdır. Burada Yüce
yaratanın huzurunda, teklife muhatap olacak olan insanlara beden giydirilmezden
Önce sorulan sorudur Ben sizin rabbiniz değil miyim? ve bu soruya muhatap olan
insanoğlunun vermiş olduğu cevap ve bu doğrultuda Yüce yaratanın zamanını ve
mekanını tayin ettiği bir dönemde vermiş olduğu cevabın sınanması şeklinde
ceryan Dünya imtihanı olan, yani ikinci evre olan: "dünya
alemi"dir.2:Adem (as)'m yaratılması ve daha sonra cennetten çıkartılıp
dünyaya indirilmesi ile başlayan ve kıyamet (büyük son) dediğimiz ve canlı
hayatın toptan son bulacağı ana kadar geçen ikinci evredir."hanginizin
daha güzel iş İşleyeceğini denemek için,arşı su üzerinde iken gökleri ve yeri
yaratan o'dur.siz ölümden sonra dirileceksiniz desen .inkar edenler,bu apaçık
büyüden başka bir şey değildir derler". 11/7 Diğer bir ayette ise
"Allah gökleri ve yeri bir amaç için yaratmıştı; herkese, kazandığının,
karşılığı verilir, onlara haksızlık edilmez.45/22."Doğrusu, mallarınız ve
çocuklarınız bir imtihandır. Büyük ödül ise Allah katındadır."64/15 Dünya
hayatı adı verilen ve varoluşun hikmetini "İMTİHAN" olarak açıklayan
ilahi irade, dünya hayatındaki yaşamı belli ihtiyaçların temini zorunluluğuna
bağlamıştır. Kısaca insanoğlu hava, su, güneş, yeme, içme vb şeylerle hayatını
devam ettirebilir. Bu durum dünya aleminin formülasyonudur. Yine zaman gibi bir
takım kavramların da bu dünya aleminde geçerli olduğu unutulmamalıdır. Dünya
aleminde yaşayan bütün canlılar su ve oksijen gibi birtakım şeyler olmadan
hayatını devam ettiremez. Yukarıda ruhlar alemi diye bahsettiğimiz ortamda
yaşam formülasyonu farklı olduğu için, bugün bizim ihtiyaç hissettiğimiz yan
unsurlar farklılık arzedecektir. Ayetlerde ve hadislerde bahsedildiği gibi yüce
yaratanın koymuş olduğu ve adına "SUNNETULLAH" dediğimiz yaşama dair
düzenlemeler ve formüller ölümün öldürüldüğü gün son bulacaktır.Artık güneş
Samanyolu galaksisindeki yörüngesinde dönmeye devam etmeyecek; dünya güneş
etrafındaki turunu sürdüremeyecek; yaşlı dünyamız kendi ekseninde de
dönemeyecektir, zaman mevhumu anlayışı değişmiş, yerini ebediyete bırakmış
olacaktır. İlahi iradenin takdir buyurduğu emirle varolmuş olan yaşama dair
düzenlemeler, yine ilahi iradenin isteğiyle yerini başka düzenlemelere
terkedecektir. Yeni oluşturulan denklemde yine belli kaideler içerisinde ceryan
edecektir. İşte o günden sonra da yaşam alanları ve hayatın devamının şartları
yeni bir düzenleme, yeni bir formülasyonla olacaktır. Artık orada yaşamın
devamının şartlan şu an ihtiyaç hissettiğimiz ve onlar olmadan hayatın
devamının mümkün olmadığı oksijen, su, vb. şeylere belkide ihtiyaç
hissetmeyeceğiz. Bundan sonra insan, imtihan aleminde iman ettiği yada inkar
ettiği Yüce yaratanın "RAB" sıfatının tecellisine şahit olacaktır.
Kabre doğuş
Hatta küçük kıyamet dediğimiz ölüm hadisesinden sonra vuku
bulan kabir aleminin de kendine özgü formülasyonu vardır.Ahirete intikal
edenler elbetteki farklı bir şekilde mekan değiştiriyorlar. Kimi yatağında
,kimi denizde.kimide yanarak vs.Kimilerinin toprağa konacak bedenleri dahi
bulunamıyor.Yine dünya aleminin bir kuralı da yaratanın yaratmış olduğu her
canlının ölüm denilen geçitten geçeceği gerçeğidir. Ölüm bir yok oluş değil
başka bir aleme daha doğrusu insanın kendisine önceden haber verilen yere
zorunlu bir göçüdür. Kabir alemi, ikinci sura üflenmesiyle başlayan mahşer
alemi ile dünya alemi arasında bir köprüdür ve kendine has düzenlemleri
vardır.Beden yok olmaya yüz tutmuştur ama insan varlık olarak farklı bir mekanda
oksijensiz,susuz .güneşsiz hayat devam ediyordur.
3:Ahiret alemi; İnsanın yaratılmasıyla başlayan sürecin son
halkasıdır. Artık insan için ebediliğin ve dünyadaki yapıp ettiklerinin
karşılığının tastamam verileceği gündür. Ya ebedi cennet yada cehennem kapılarının
yüzüne ebedi olarak kapatılacağı bir alemdir."Cennetlikler derlerki:Bizden
üzüntüyü gideren Allah'a Övgüler olsun. Doğrusu, Rabbimiz bağışlayandır, şükrün
karşılığını verendir. Bizi lütfuyla temelli kılınacak cennete o yerleştirdi.
Orada bize ne bir yorgunluk gelecek, ne de bezginlik gelecektir.35/34-35
"O", en büyük ateşe yaşlanacaktır. Sonra onun içinde ne ölecektir, ne
de dirilecektir."87/12-13 .Bu ayet-i kerimelerde de bahsedildiği gibi
ölümsüz bir mutluluk yada ölümsüz yani sonsuz bir cezanın varlığının oluşudur.
Ahiret alemi bir anlamda zaman kavramında insan için sona
erdirildiği, ebediyetin varedildiği bir alemdir. Burada, dünya hayatında yaşamı
için varolan şartların ortadan kaldırıldığı, insanın beşer olma vasfından
kaynaklanan özelliklerinin dünya aleminden farklılık arzettiği bir ortamın
oluşudur. Artık insan için yorgunluğun, bezginliğin, yaşadığı zaman dilimindeki
bedensel değişimin, yıpranmanın ortadan kaldırıldığı yeni bir formül
çerçevesinde yaşamın ilkelerinin irade edildiği bir alemdir.
Sonuç olarak;
Bazı Kur'an yorumcularının, Platoncu felsefenin ruh-beden
ayrımının islam düşünürleri üzerindeki etkisinden dolayı böyle bir ayrışmanın
yani ruhlar alemi dediğimiz bir alemin doğduğunu ve islam anlayışı içinde yer
edindiğini, gerçekte ise böyle bir alemin kur'an açısından değerlendirilince
mümkün olmdığmı iddia edenler varsada, biz olayı kur'a-nın alemler diye
bahsettiği çerçevede değerlendirmeye çalıştık.Yani bizim üzerinde durduğumuz
konu ruh beden ilşkisinin olup olmadığı değil,alemlerin kendine özgü yaşam
formülleri ile kaim olmak üzere varedildiği gerçeği üzerinde durmaktır.
Annenin rahminde can bulmuş-gelişmiş- çocuğun yaşamı için
gereksinim duyduğu şeyler, yaşamının başka bir boyutu olan dünyaya ayak
basmasıyla birlikte nasıl farklık arzediyorsa, Ölüm diye bahsettiğimiz olguda
aslında yeni bir hayata doğumumuzdur ve doğduğumuz hayata olan
gereksinimlerimizinde farklı olacağının işaretidir. Çünkü ölüm yaşadığımız
dünya aleminden ahiret alemine ilk adımımızdır. Bizim üzerinde durmaya
çalıştığımız konu rabbimizin fatiha suresinde bahsettiği hamd alemlerin rabbi
Allah'adır ifadesindeki rab sıfatının tecellisi olarak yaratılan insanın
değişik alemlerdeki seyri boyunca hayatını devam ettirebilmesi için gereksinim
duyduğu ihtiyaçlarının alemlere göre farklı olduğudur. Dünya hayatında gelip
geçici olan zamandan bahsederken, ahiret aleminde ebediyettten yani
sınırsızlıktan, sonu olmayan bir hayata doğuştan bahsediyoruz. Dünya hayatında
insan olmamızın en belirgin özelliklerinden olan hastalık, yaşam için ihtiyaç
duyduğumuz besinlerin vücudumuza yararlı olanları işlendikten sonra posalarının
dışarı atılması vs birçok biyolojik ve fizyolojik özelliklerimizin bu
yaşadığımız dünya aleminde yaşamamız için rabbimizin ortaya koyduğu yaşam
formülünün bir başka alem olan ahirette değişeceğini, orada cennetlikler için,
hiç bir tasanın, üzüntünün ve kederin olmadığı, cehennemlikler için ise yine
cehenneme uyarlanmış yeni bir formülle, ateşin insanı yakıp kül eden
özelliğinin, cehennemde ölümüne yol açmadan sonsuza kadar sürecek azabın yani
formülün Rabbimiz tarafından konacağıdır. Ölüm ötesini haber veren ilahi
kaynaklardaki haberler, alemler arasındaki yaşama dair farklı düzenlemeler ve
farklı yaşam formüllerinin, alemler kelimesi içinde saklı olduğu mesajını içermektedir.
Ahmet Gürbüz
ALEMLER VE BİZ DENKLEMİ – Agustos 2002
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder