29 Temmuz 2014 Salı

İsrail'in düşüşü ile bozulan eski düzenin alternatifi kim olacak?

Dünya yeni bir bozuluşla birlikte yeni bir oluşa daha tanıklık etmektedir.
Tarihin belli evrelerinde gerçekleşen bu tarz oluşlar ve bozuluşlar hep sancılı, gürültülü ve acılarla dolu olarak gerçekleşmiştir.
Hz. Nuh, Hz İbrahim, Hz, Musa, Hz İsa ve Efendimiz sav hep bu bozuluşların ve uzun soluklu oluşların temellerini atmışlardır.
Yakın tarihimiz açısından bakılınca; Asr-ı Saadetle başlayıp Emeviler ile devam eden İslam medeniyetinin geniş coğrafyalara yayılmasından sonra, kadim Sasani ve Roma medeniyetlerinin yıkılmasına neden olan olaylar, Abbasi devletinin kurulmasına kadar devam eder. Abbasilerin kurulması yeryüzünde hem siyasi, hem kültürel hemde ilmi faaliyetler alanında temel bozuluş ve oluşlara kapı aralar ta ki Selçuklulara kadar.
Moğol istilası ile ters yüz olan dünya dengeleri yeni bozuluşları ve oluşları beraberinde getirir.Bozulan dengelerin yeniden oluşması için Osmanlı devletinin dünya sahnesinde ki yerini alması beklenir. Osmanlı Devletinin kurduğu küresel düzen 300 yıl boyunca sukunetle devam eder.
Osmanlı devleti bozulmaya yüz tuttuğu aşamada batının kurmaya başladığı maddi temelli yeni dünya düzeni ise dünya nizamına talip olmaya başlar. Bu sancılı süreç İslam coğrafyasına moğol istilaları sonrası en acı senelerini hatta asırlarını yaşatır.
İlim ve bilim üretmekten kopan bütün medeniyetlerin kaçınılamaz olarak yaşadıkları sonu yani bozuluşu en sancılı bir şekilde yaşayan Müslüman toplumlar ancak kendilerinin hatasını 20. yüzyılın sonlarında anlayabileceklerdir lakin batı ile makasın arası öylesine açılmıştır ki, bu açığın kısa zamanda kapatılması yakın görünmemektedir.
Bu açığı kapatılmasının iki yolu vardır.
Birincisi; Müslüman toplumlar hatalarından toplu bir şekilde ders çıkartıp daha büyük gayretlerle ve daha disiplinli, daha planlı bir şekilde çalışacaklar.
İkincisi; Dünyada kendilerine alternatif olabilecek bütün medeniyetleri tarih sahnesinden silen batının büyük hatalar yapması ile makasın arasının daha erken kapanma ihtimalini gözleyeceklerdir.
Batının ilk devresinde ki oluşu temsil eden İngilterenin bayrağı 2. dünya savaşı sonrası ABD'ye devretmesi ile dünya batı eksenli oluşun 2. evresini yaşar.
Dünyanın egemen güçleri 2. dünya savaşı sonrası kurdukları küresel düzen 1990 lı yılların başında çatırdamaya başlar. Kendi içlerin ölümcül hata yapan batı bloğu Sovyetleri parçalarken Abd'nin tek hakim güç olarak dünyanın jandarmalığına soyunmasını ise bir türlü taşıyamaz.
Batının kurduğu düzenin arka planında yer alan Yahudi sermayesi hem Abd'yi hemde İngiltereyi ve dolayısı ile tüm batılı ülkeleri kullanabilmektedir.
Yahudi sermayesi, 2. dünya savaşı sonrası kurdurduğu İsrail devletinin bütün günahlarını batılı ülkelere taşıtmış lakin kitle iletişim araçlarının çeşitlenmesi ile batılı halkalar üzerindeki manüplasyon etkileri gittikçe azalmıştır. Bunun sonucunda batılı ülkelerde yükselen muhalif sesler bu sermayeyi kontrol eden çevreleri tümden rahatsız etmiş sermaye sahipleri kendilerine yeni üs olarak Asya ve özelde Çini seçmek zorunda kalmışlardır.
Dünyada iki medeniyetten söz edilebilir. Yahudi aklının finase ettiği batı medeniyeti ve 300 yıllık bir aradan sonra yeni uyanmaya başlayan İslam medeniyeti.
Müslümanların uyuşukluğu hala devam ederken dipdiri duran islamın iki temel kaynağı Kur'an ve Sünnet bu uyuşuk islam toplumuyla temasa yeni başlamıştır.
Bu temas, 2 milyarlık Müslüman alemi kardeş kılabilme potansiyelini içinde barındırmaktadır.
Bu potansiyel 90'lı yıllar sonrası ivmesini artırarark sürdürmekte bu durum batıyı iyiden iyiye telaşlandırmaktadır.
Bu potansiyelin bir fiil hayata geçebilmesinin önü nasıl alınacaktır?
İşte İslam dünyasında yaşanan hadiselerin okunmasındaki nirengi noktası tamda burasıdır. Bugün İslam coğrafyasında yaşanan oluş ve bozuluşların nedenleri üzerinde kafa yoran kimselerin bu açıdan baktıklarında kimin, hangi grup ve düşencinin kimlere ve nasıl hizmet ettiklerini kolayca bulabileceklerini ve tuzakları kolayca fark edebileceklerini söyleyebiliriz.

Batı'nın İsraili yakasından silkelemesinin günleri yakındır lakin yahudi semayesinin Çin merkezli Asya ülkelerine kayması karşısında yaşayacakları buhranı nasıl giderebilecekleri hususunda ellerinde bir planlarının olduğunu söylemek ise hayli zordur.
25 yıldır devam eden bu bozuluşun tamamlanması çok yakın görünmektedir.
İyi ama Oluş nasıl olacak ve kimler tarafından kurulacaktır?
Bu oluşun motor medeniyeti potansiyel olarak İslam görülmektedir.
Bu oluşun motor medeniyeti nasıl durdurulabilir sorusu onlar için hayati bir sorudur.
25 yıldır aradıkları sorunun cevabını nasıl bulduklarını ise yaşadığımız 25 yıllık olaylar, haber vermektedir.
Kurulan birinci tuzak; Sünni-Şii çatışmasını çıkartmak ve derinleştirmektir.
Peki bunu nasıl yapabileceklerdir?
Sünni ve şii savaş cepheleri oluşturmak. Irak, Suriye ve Pakistan bu yaşanacak savaşın sıcak cepheleridir.
Peki kimlerle bu savaşı çıkartıp sürdürebilirsiniz?
İki gruptan da birbirlerini tekfir eden, canlarını, kanlarını ve namuslarını helal gören yorumları besleyerek ve sivrilterek. Şimdi kimin nereye tekabül ettiği ve kime hizmet ettiğini bu basit kıstasla bile bulabilirsiniz.
İkinci tuzak; Etnik temelli bölünmelerle İslam aleminin birleşmesini engellemek.
Peki bunu kimlerle yapabilirsiniz?
Cevabı basit değil mi?
Üçüncü tuzak: Müslümanların bilim üretecek akla sahip olmasının engellenmesi için yapılması gerekenler. Ne yapılmalı?
Gelenekle bağları sağlam, geleneğin tortularını hiç kompleks duymadan atabilen, dünyayı ve eşyayı tanıyan, hür düşüncenin önünü açan özgürlükçü yorumlara sahip müslümanların gözden düşürülüp aşırı uçların beslenip nakil-akıl ayırımı yaparak eşyayı ve dünyayı tanımaktan uzak insanların dini salt ideoloji şeklinde yorumlarına kapı aralayarak siyasi ve itikadi tartışmaların ve kavgaların esiri haline getirmekle.
Batı çırpındıkça batarken, İslam aleminin her sileknişinde bütün engellemelere rağmen bir basamak çıktığına şahit olmaktayız.
Ya oluşun yada bozuluşun bir parçası olarak hesap vereceğimizi unutmayalım.
Allah cc, aklını kullanmayan fert ve toplumların üzerine pisliği boca eder. Ya arınacak yada içinde yaşadığımız düşünce tortularının arasında batının uzatmaya çalıştığı düzenine bilmeyerek hizmet etmeye devam edeceğiz.
Unutmayalım, Tecrübe bilgiye öncülük edebilir. Bütün yaşanan olumsuzluklar karşısında elde ettiğimiz tecrübelerimiz kafamızdaki bilgilere yön veremiyor ise, bize bir kez daha düşünmek düşer.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder