3 Haziran 2018 Pazar

İtme-çekme, itenler ve çekenler




İnsanı merkeze aldığımızda, insanın dış dünyadaki nesnelere ve diğer canlılarla karşı iki yönlü iradi hareketi vardır. İnsan bulunduğu dairenin içine diğer canlıları ya da nesneleri çekmek ya da itmekle ifade edeceğimiz hareketler içinde bulunur. İtme ve çekme faaliyetinin olabilmesinin iki şartı vardır. Birincisi, irade diğeri de kuvvet yani kudrete sahip olmaktır.
İtme, daire içinden dışa doğru bir hareket iken çekme, dışarıdan dairenin içine doğru bir yönelişi talep eder. Birincisinde hareket içten dışa doğru, diğerinde ise dışarıdan içeri doğrudur. Dairenin içini merkeze alarak tanımlarsak, insan yanında bulunan canlı ya da cansız, her neyden sıkılmışsa, rahatsız olmuş ve ona karşı, tahammül sınırlarını aşmışsa, ondan kurtulmak için, dairenin dışına itmek, atmak ister. Burada bir kurtulma talebi vardır. Bir sıkışmışlık, kızgınlık, rahatsızlık duyma ve kalbin kendisini o şeye karşı kapatmasının bir neticesidir aslında tezahür eden şey. İnsan, o şeyden kurtulduğunda rahatlayacağı varsayımı ile hareket eder. Burada bir şeyi atıyor olmak, sahip olduğu, birlikte olduğu o şeyden mahrum kalmayı göze almak, eksilmeyi tercih etmek manalarını da içerir. İnsan için atılacak olan o şey ne ise, o bir eksikliğe değil tam tersine rahatsız edici bir fazlalığı ifade ediyor olmalıdır. İnsan, rahatsızlık duyduğu her ne ise, itme kudretine sahip değilse kendisi, bulunduğu her bir şeyi terk ederek o dairenin dışına kendisini atmak ister, kendisini iter bu defa, kaçar, kurtulmak ister…
Çekme iradesi ise, itme faaliyetinde olduğunun tam tersine dışarıdan içeriye doğru o bir şeyin yanında, yanı başında olması arzusunu güder. O şeyin kendi bulunduğu daireye dâhil olmasını ister. Burada bir genişlikten, huzurdan, dinginlikten, mutluluktan, çoğalma talebinden bahsedebiliriz. Burada paylaşmak, sahip olduğu şeyi pay ederek çoğaltmak ya da salt büyüme talebini gözeterek yapar. Çekme faaliyetinin olabilmesi için, dairenin içinde zorunlu olarak dışarıdan gelecek olan diğer kişilere cazip gelecek, onları bulundukları daireden kendi iç dairesine çekmelerine neden olabilecek daha üst bir düzene, nizama, uyuma, ahenge, bilgiye, nezakete, estetiğe sahip olmak lazım gelir. Bu anlatımlar etrafında, yine bu kelimelere ekler yaparak, iki kavrama erişmiş oluruz. İtmekten, İticiliğe, Çekmekten ise çekiciliğe. Birinci tekil şahıslara giydirdiğimizde ise, İtici ve çekici.
İnsanlar ve onların kurdukları organizasyonlarda böyledir. Ya İticidirler yada çekici. Küre ölçeğinde de tarih boyunca bu durum böyledir. İnsan ve eşya hep bir hareket halindedir. Hep bir yöne akar. Nizamın olduğu, zenginliğin, düzenin, adaletin, hoşgörünün vs. Coğrafyalar üzerine kurulan düzenler bu esaslar üzerine iter ya da çekerler. Çekim merkezi olmayı başarabilenler, çekim gücüne sahip olanlar her zaman çekicidirler.
Atmak kolay lakin çekmek zordur. Atmayı göze almak için bir düzene ihtiyaç duymazsınız lakin çekmek böyle değildir. İtmek, atmak, kaosu, çekmek düzene işarettir. İyi ve güzel olan çeker, kazanırlar, kötü olanlar iterler, atarlar, harcarlar.
Azizim asıl olan, güzel olan, iyi olan, doğru olan itici değil çekici olmaktır.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder