İnsanı merkeze aldığımızda, insanın dış dünyadaki nesnelere
ve diğer canlılarla karşı iki yönlü iradi hareketi vardır. İnsan bulunduğu
dairenin içine diğer canlıları ya da nesneleri çekmek ya da itmekle ifade edeceğimiz
hareketler içinde bulunur. İtme ve çekme faaliyetinin olabilmesinin iki şartı
vardır. Birincisi, irade diğeri de kuvvet yani kudrete sahip olmaktır.
İtme, daire içinden dışa doğru bir hareket iken çekme,
dışarıdan dairenin içine doğru bir yönelişi talep eder. Birincisinde hareket içten
dışa doğru, diğerinde ise dışarıdan içeri doğrudur. Dairenin içini merkeze
alarak tanımlarsak, insan yanında bulunan canlı ya da cansız, her neyden
sıkılmışsa, rahatsız olmuş ve ona karşı, tahammül sınırlarını aşmışsa, ondan
kurtulmak için, dairenin dışına itmek, atmak ister. Burada bir kurtulma talebi
vardır. Bir sıkışmışlık, kızgınlık, rahatsızlık duyma ve kalbin kendisini o
şeye karşı kapatmasının bir neticesidir aslında tezahür eden şey. İnsan, o
şeyden kurtulduğunda rahatlayacağı varsayımı ile hareket eder. Burada bir şeyi
atıyor olmak, sahip olduğu, birlikte olduğu o şeyden mahrum kalmayı göze almak,
eksilmeyi tercih etmek manalarını da içerir. İnsan için atılacak olan o şey ne
ise, o bir eksikliğe değil tam tersine rahatsız edici bir fazlalığı ifade
ediyor olmalıdır. İnsan, rahatsızlık duyduğu her ne ise, itme kudretine sahip
değilse kendisi, bulunduğu her bir şeyi terk ederek o dairenin dışına kendisini
atmak ister, kendisini iter bu defa, kaçar, kurtulmak ister…
Çekme iradesi ise, itme faaliyetinde olduğunun tam tersine dışarıdan
içeriye doğru o bir şeyin yanında, yanı başında olması arzusunu güder. O şeyin
kendi bulunduğu daireye dâhil olmasını ister. Burada bir genişlikten, huzurdan,
dinginlikten, mutluluktan, çoğalma talebinden bahsedebiliriz. Burada paylaşmak,
sahip olduğu şeyi pay ederek çoğaltmak ya da salt büyüme talebini gözeterek
yapar. Çekme faaliyetinin olabilmesi için, dairenin içinde zorunlu olarak
dışarıdan gelecek olan diğer kişilere cazip gelecek, onları bulundukları
daireden kendi iç dairesine çekmelerine neden olabilecek daha üst bir düzene, nizama,
uyuma, ahenge, bilgiye, nezakete, estetiğe sahip olmak lazım gelir. Bu
anlatımlar etrafında, yine bu kelimelere ekler yaparak, iki kavrama erişmiş
oluruz. İtmekten, İticiliğe, Çekmekten ise çekiciliğe. Birinci tekil şahıslara
giydirdiğimizde ise, İtici ve çekici.
İnsanlar ve onların kurdukları organizasyonlarda böyledir.
Ya İticidirler yada çekici. Küre ölçeğinde de tarih boyunca bu durum böyledir.
İnsan ve eşya hep bir hareket halindedir. Hep bir yöne akar. Nizamın olduğu,
zenginliğin, düzenin, adaletin, hoşgörünün vs. Coğrafyalar üzerine kurulan
düzenler bu esaslar üzerine iter ya da çekerler. Çekim merkezi olmayı
başarabilenler, çekim gücüne sahip olanlar her zaman çekicidirler.
Atmak kolay lakin çekmek zordur. Atmayı göze almak için bir
düzene ihtiyaç duymazsınız lakin çekmek böyle değildir. İtmek, atmak, kaosu,
çekmek düzene işarettir. İyi ve güzel olan çeker, kazanırlar, kötü olanlar
iterler, atarlar, harcarlar.
Azizim asıl olan, güzel olan, iyi olan, doğru olan itici
değil çekici olmaktır.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder