22 Haziran 2014 Pazar

Ramazan kapımızı çalmak üzere lakin bizim kapıyı açacak ne yüzümüz nede cesaretimiz var.

Ramazan kapımızı çalmak üzere lakin bizim kapıyı açacak ne yüzümüz nede cesaretimiz var.
Akıl ve vicdanımız öylesine yaralı öylesine parçalı ki suratımıza yansıyan kinden ve nefretten dolayı rahmete yani ramazan ayının sunduğu rahmete kapılarımız bu sene her zamankinden daha fazla bir şekilde kapalı.
Evimizin içi o kadar pis ve dağanık ki! hoş aklımız ve kalbimizin hali evimizin içinden daha beter ya.
Evimizin içinde yaklaşık yüz yıldan beri hiç dinmeyen kavgalar var. Hemen her gün kanlı ellerimizle birbirimizin boğazına sarılıyor, hınç ve öfkeyle sıktığımız yumruklarımızı kardeşlerimizin suratında patlatmak için fırsatlar kolluyoruz.
Hemen her gün evimizden cenazeler kalkıyor, ağıtlar yükseliyor. Çocuklar, yaşlılar, analar, babalar bazan genç kızlarımız ve gelinlerimiz kavganın ortasında can veriyor, suçsuz yere öldürülüyorlar. Daha doğrusu öldürüyoruz.
Evimizin içinde yaklaşık yüz yıldır kurulu bir düzenimiz yok. Odalara ayrılmış evimizde: Odaların kendi içinde doğru dürüst bir düzen yok ve kavga had safhada, birde odaların kendi aralarında bir birleri ile sürtüşmeleri ve kavgaları hiç eksik olmuyor.
 Yüz yılı aşkın bir süredir kendi kaynaklarımızla üretemiyoruz. Hemen her hususta küfrettiğimiz, inanç bakımından aşağladığımız kafir olarak kabul ettiğimiz batılı komşularımızdan alıyoruz her bir şeyi. sadece sanayi ürünlerini değil, tarım ürünlerini dahi onlardan almak zorunda kalıyoruz.
Evimizin altında bulunan en değerli madenleri onlar çıkartıyor, onlar ürün haline getiriyor ve onlar satıyorlar. Tabi bizde onlardan almak zorunda kalıyoruz çünkü bizim birinci önceliğimiz üretmek değil kavga etmek, kardeş kavgası vermek.

Kavganın sebepleri ise tarihin konusu olan hususların aziz islamın içine yönelerek yamuk kafaların, eksik akılların ve yanlış bilgilerin samimiyete rehberlik etmesi ile çıkartılmış nifak içeren mezhepçi yaklaşımlar, islamdan uzaklaşmanın getirdiği kavmiyetçi asabiye ve dış mahalleler hesabına çalışan dikta kafalı adamların çıkar hesapları.
Evimizde yaklaşık yüz yılı aşkındır bırakın bilim üretmeyi bilimin adı dahi konuşulmuyor, konuşulamıyor.
Yüzyıldır konuştuğumuz en çok konu dinin toplum üzerindeki sahih etkisi ne olmalıdır lakin gelin görünkü en çok konuştuğumuz en çok önem verdiğimiz bu konuda dahi anlaşamıyor konunun kendisi üzerinde bırakın konuşmayı, henüz usul ve metod aşamasında kavga verip bir birimizi bunu üzerinden tekfir edip kavga ediyoruz.
Evin içinde kimse kimseyi dinlemiyor, kimse kimseye sevgi beslemiyor kimse kimseye saygı duymuyor. Ama gelin görünkü hemen hepside müslümanlıktan dem vuruyor. En çok konuşulan konu islam lakin en az sözü dinlenen yine İslamın kendisi oluyor.
Kendi içimizde kendimize saygı ve sevgi beslemiyoruz, kendi içimizde bir birimize karşı çok şiddetliyiz hemen her gün bir birimiz öldürüyruz lakin gelin görün kü kafirlere karşı çok merhametli çok şefkatliyiz. Onlarla hemen her platformda konuşuyor, sözlerini büyük hayranlıkla dinliyoruz lakin söz konusu bizler olunca bırakın konuşmayı daha dinlemeden kavga ediyoruz.
Ramazan kapımızı çalmak üzere ve açlara, yetimlere, yoksullara, kimsesizlere, bütün mazlumlara ve mağdurlara yürek kapılarımızı açmayı talep etmekte lakin bütün mağduriyetlerin müsebbibi olan bizler evet bizler ramazana kapıyı açmaya cesaret edebilecek miyiz ne dersiniz?
Irak odası kan banyosu,
Suriye odası kan banyosu,
Mısır odası darbe ile kan banyosu,
Libya kan banyosu,
Afganistan kan banyosu,
Pakistan kan banyosu,
Doğu Türkistan çin zalimi altında inim inim inliyor.
Myanmar Budist zalimlerin boyunduruğu altında kan banyosu.
Yemen kan banyosu.
Nijerya, sudan, somali içler acısı ve diğer odalarda pek farklı değil.
Şimdi ramazan kapıyı çalınca ne olacak, bütün bu yaşadığımız aptalca verilen kardeş kavgaları bitecek mi?
Kral sofralarını süsleyen iftariyeler ve bu iftar sofralarında konuşulan siyasetler bu kardeş kavgalarnı bitirecek konuşmalar mı olacak yoksa azdıran konuşmalar mı?
Gece sahura kalkanlar, cephede mücahid olduğunu söyleyenler oruçlu oruçlu müslüman kardeşinin kellesini daha yüksek sesle tekbir getirerek mi kesecekler yoksa başlarını iki ellerinin arasına alıp neye ve kime hizmet ettiklerini bulabilecekler mi?
Arka safta yer alıp hiç risk almayanlar ve her zaman ön safta küffarın en azılıları ile makul düzeyde mücadele verenlere karşı ayar peşinde olanlar teravih namazlarından sonra oturup tefekkür edip bu ayrışmalar kavga ederek değil makulde birleşerek savuşturulabilir düşüncesine ulaşabilecekler midir?
Ramazan kapımızı çalmak üzere, ne dersiniz kapıyı, yürek kapımız açmaya cesaret edebilecek miyiz?
İçimiz dışımız dünya sevgisi ile dolmuşken,
hemen her günümüz yat ve kat sahibi olmak peşinde iken,
Makam hırsı, şöhret belası, kariyer sevdası ile coşmuşken,
Emeğin ve alın terinin vede haklı kazancın kutsallığının az getirisi olmasına rağmen tatlı yanı ile yetinenlerin azaldığı günümüzde ver Allahım helal haram  farketmez yeterki ver kulun yer Allahım diyen düşünce her tarafımızı sarmışken,
Faiz, içki, kumar, fuhuş hemen her sokakta icra edilip televizyon ve diğer araçlar tarafından özendirilirken,
Ramazanın çaldığı kapıyı açmaya cesareti olan var mı?
Bütün bunlar olurken birde hilal tartışması üzerinden yok ramazan bugün başladı yok bayram yarın tartışmaları yok mu?
Allah'ım sen bizlere ramazan kapımızı çalınca, kapıyı açabilecek yüzü, cesareti, düşüncesi olmayı bize nasip et. Amin.






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder