25 Haziran 2014 Çarşamba

Ben nilüferlere bastıkça

Nilüfer çiçeklerine basarak yürüyorum yıllardır
bu yol ne zaman biter, nasıl biter inan hiç bilmiyorum
ne plan yapacak bir zaman
ne yüksek hedefler belirleyecek bir duruluğum var
ezilmişliğin, horlanmışlığın ve hakir görülmenin yılgınlığı ile
başım önde
yaşananların dayanılmaz acısı
çamaşırcı bir kadının elinde taze bir çamaşır gibi
büklüm, büklüm sıkılıyorum

okyanusun hınçla biriktirdiği kara bulutların tümü
üstümüzde birikmiş bekliyor
çatık kaşlı tarih biriktirdiği bütün sorunları
ben çözecekmiş im gibi bana bakıyor, benden ne istiyor?
yüzyıldır en ağır zehirleri hazırlayan cadıların elinden
içtiğim ve her defasında kustuğum
içmediğimde dövüldüğüm, sövüldüğüm
titrek ve ürkek bakışlarımla yüz yıldır aradığım göze
neden değmedi gözlerim
yüzyıldır umutla beklediğim 
titrek elime uzanan bir el neden olmadı?
Yüz yıldır hem yıldızlarımızı hemde güneşimizi kapattılar
hilali gözetleyip durduk ama
gökyüzünü de kapatmışlardı
öfkemi umut yapıp ona sarıldım yüz yıldır
merhameti, paslı ıspatulaları ile göğsümüzden kazıyanlar
aklımıza nefret biriktirip, yüz kat muska sarar gibi sardılar
gözümüzü bağlayanlar
aklımıza nefret tohumları ekenler
yüreğimizden merhameti kazıyanlar
tarihimizle oynayanlar
samimiyeti isyana katıp
neden mazluma vurduruyorlar
neden kardeşi kardeşe kırdırıyorlar
Ah arsızlar ve azmışlar ah
biriniz yüz yıldır karşımda
diğeriniz ise yanımda hatta içimde
Nilüferlere kıyamam
ama başka çare mi var inan bilmiyorum
Gazze, Şam, Bağdat, Kahire, Kabil, Mekke ve Medine
Medeniyetimin kahramanları her gün ölüyor
Ben nilüferlere bastıkça
Afrika, Asya, Filistin ve Kafkaslar dan
İçimi yakan sızılar yükseliyor
Ben nilüferlere bastıkça
onlar laleleri, sümbülleri, menekşeleri eziyor
 daha olmadı
hurma ağaçlarımızı
Kubbelerimizi çiğniyorlar
Ben nilüferlere bastıkça
onlar türbelerimizi yıkıyor
ekinlerimizi ifsad ediyor
kardeş, kardeş kanını içiyor.





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder