10 Ağustos 2013 Cumartesi

Ramazan ve Bayramı size ne verdi?

Müthiş bereketleri ile evimizin, şehrimizin, evrenin ve gönüllerimizin kapısını çalarak misafir ettiğimiz Ramazan bayramını uğurlamaya hazırlanıyoruz. Zamana değer katan ender kutsallarımız dandır ramazan ve bayramı. Senede bir defa kapımızı çalar heybesi dolu bir misafir gibi. Modern dünyanın tutsak ettiği biz insanları kıstırıldığımız parmaklıkların arkasından naif elleri ile tutar ve çıkartır. Mahkum olduğumuzu hatırlatır. Modern dünyanın esiri olduğumuzu kafamızı patlatırcasına anlatır. Prangalarımız gösterir, tanıtır, anlatır.

Özgür kılmaya çalışır tabi biz onun uzattığı ele el verdiğimiz sürece. Modern dünyanın, Nefsimizin, Kirlenen şehrimizin vede dünyamızın vazgeçilmez olarak gördüğümüz ve yaşamımız için zorunlu kabullerimizin sahteliğini, hiçliğini ve yararsızlığını haykırır. Vazgeçilmez olarak gördüğümüz ve alışkanlıklar haline getirdiğimiz her bir şeyin aslında bileklerimize, aklımıza ve yüreklerimize takılan Prangaları dahada besili hale getirdiğini vazeder.
 Ramazan bir ay boyunca tutar bizleri. Bu öyle bir tutuş ve öyle bir kavrayıştır ki, Hira'da vahyin inişine ramak kalan zaman dilimi içerisinde Efendimizin yaşadığı iç burkuntu ve dağınıklığını toparlarcasına Cebrail'in tutuşu gibidir. Bizi sıkar, hem öyle bir sıkar ki içinde yaşadığımız dünyanın ve bizim zaman içerisinde büyürken bulaştığımız bütün kirlerin, zulümlerin ve kaybettiğimiz bütün insani değerlerimizin yeniden kazanılması, kirlenen yanlarımızı temizlenmesi için sıkar, sıkar. Madde içerisinde boğulmuş biz insanlara manayı işaret eder.  Bu sıkış aslında manaya açılan kapının bir sancısıdır. Madde durur, madde durdurulur manaya yol aralanır. Maneviyat kapısı açılır bütün haşmeti ile. Maddi tadlardan uzaklaştırılan bizler, manevi lezzetleri tadarız. Manevi lezzetlerinde olduğu gösterilir hepimize, hemde maddi lezzetlerle kıyas kabul etmez mana sofraları açılır.
Ve bayramı bütün depdebesi ile yeniden çevreler bizi. Ramazan bir ay boyunca tuttuğu bizleri salar kendi dünyamıza. Sevinçle bayrama gireriz. Fakat bayrama girişimiz ramazan öncesinde olduğumuz hal içinde bir salınış hali değildir. Ramazanın tuttuğu ve bizlere açtığı mana sofraların yüreklerimizin dudaklarında bıraktığı lezzetler ve hazlar vardır aklımızda. Tutsaklıklığımızı, parangalarımızı, ve etrafımızda bizi çevreleyen ve özgürlüğümüzü kısıtlayan mapushanenin farkındayızdır artık.
Ramazan bizde bir şeyler bırakmış ve bıraktığı şeyler bizlerin karanlık noktalarımızda farkındalıklar oluşturmuştur. Bu öyle bir farkıdalık ve öyle bir uyanış bilinci ile kuşanmaktır ki; Çocukların arefe gününde yastığının altında sakladığı ve bayram günü sabahında giyeceği yeni ayakkabısı ile yatıpta sabahı bir türlü gelmeyen uzun geceler gibi önümüzdeki ramazanları gözetlemektedir.
Ramazan bayramını gerçekten bayram etmeye hak kazananlar ise, Ramazanın kadir kıymetini bilememenin ve ona yeterince el verememenin sancısını çekerek içten aah çekenler ile Ramazan ayına el vermenin hazzını yüreklerinin dudaklarında hissederek gidişine ah  edenlerdir.. Ramazan bayramınız mübarek olsun...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder