Konu muhtevası gereği uzun lakin sadece günümüz Müslümanlarının düşünce açılımı diye zannettikleri iki başlık hususunda öz eleştiri içermektedir.
Kadim düşünce sisteminden kopan günümüz modern bilincin din dahil hemen her meselede ki kavrayış biçimi parçalıdır. Dolayısıyla bütüncül kavranması gereken din ve onun kaynakları ve bu kaynakların doğduğu zemin içindeki kavrayış biçiminin bu düşünce açısından pek önemi yoktur. Halbu ki , murad-ı ilahinin ne olduğu hakkında en sağlam zemin burasıdır. Çünkü K.Kerimde Allah cc bu kavrayışa sahip insanlardan razı olduğunu ilan etmiştir. Onların hayat, akıl, düş vb konular hakkındaki kavrayış biçimi ile bugünkü modern kavrayış biçimi sizce aynı mı?
Kadim düşünce sisteminden kopan günümüz modern bilincin din dahil hemen her meselede ki kavrayış biçimi parçalıdır. Dolayısıyla bütüncül kavranması gereken din ve onun kaynakları ve bu kaynakların doğduğu zemin içindeki kavrayış biçiminin bu düşünce açısından pek önemi yoktur. Halbu ki , murad-ı ilahinin ne olduğu hakkında en sağlam zemin burasıdır. Çünkü K.Kerimde Allah cc bu kavrayışa sahip insanlardan razı olduğunu ilan etmiştir. Onların hayat, akıl, düş vb konular hakkındaki kavrayış biçimi ile bugünkü modern kavrayış biçimi sizce aynı mı?
Alem-i İslam’da son iki yüz yıldır,
neden düşünce genleşmesi değil de, düşünce yırtılması yada delinmesi
yaşanmaktadır? Acaba, bu kısırlık ve
genleşememe hali, beraberinde yırtılmaları ya da düşüncede delinmeleri getirmiş
olabilir mi?
Müslümanların bir kısmı, başımıza gelen bu hadiselerin günahını kadim
düşünce sistemimize bağlayarak sonu gelmez arayışların içine düşecek, bin yılda
inşa edilmiş ve sürekliliği olan düşünce sistemimiz den koparak yeni ama
dipsiz, kuralsız, ilkesiz çıkmaz sokaklarda hem kendileri hem müntesipleri
kaybolurken Ümmetin onca sorunlarının üstüne sorun katarak tarih sahnesindeki
yerlerini alacaklardır.
Bu yırtılmalar kimi çevreler tarafından yeni ve orijinal bulunup
sahiplenildi lakin İslam’ın kadim gelenek düşünce sisteminden kopan hatta
savrulan bu yırtık düşüncelerin bırakın Müslüman ahalinin sorunlarına şifa
olmasını, Müslüman olmanın ilkeleri olan imanın konuları hakkında dahi şüphe
kapılarını aralayarak yeni bir ifsadın, önü alınmaz tartışmalarını başlatmışlardır.
Başka bir kısmı ise, içinde yaşadığımız siyasal olaylara cevap üretmek
maksadı ile Tevhid gibi kavramlara sadece siyasal anlamlar yükleyerek parçacı
yaklaşımlarla kadim düşünce sistemini deliyor bu yırtılmalar neticesinde din ve
ulvi değerler salt siyasetin bir nesnesine indirgeniveriyordu.
Bu
düşünceye göre tevhid, salt dünya siyasal sisteminde cari olan diğer beşeri
ideolojilerin bir alternatifi imiş gibi sunularak ve buradan güç devşirerek,
peygamberin kulluk yanına değil peygamberlik yanına talip olacaklar, insan,
gücün temerküz ettiği cemaatler için vardır noktasına varılarak belki de
farkında olmadan muvazene ters yüz edilerek kadim İslam düşüncesinden kopuş
yaşanacaktır.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder