Gülmeyi kendi hakkı bilip acıyı unutmaya çalışanların ve bunu yaparken Nemrut gibi, Firavun, Belam ve Karun gibi umarsızca masumların canını yakarak can bulanların acısını dahi en iyi biz biliriz. Biz biliriz ve inanırız. İnanırız ve acırız. Acı en çok yüreği dağlar bilir misiniz azizim? Dağlar, yakar ve birer birer, parça parça kopartır. Hep eksildiğinizi hissedersiniz ama hisleriniz arttıkça daha çok eksilirsiniz. Eksilirsiniz lakin acı hiç eksilmez siz yaklaştıkça o büyür daha çok yakar daha çok parçalar alır.
Biz hep mezarlıklarda kanat çırpan ve kanadına hep kan değen kelebekleriz. Bizim güllerimiz neden kokmaz ve neden hep kan kırmızısıdır bilir misin azizim? Neden hep kelimelerimiz kırık dökük, sesimiz hep titrek ve ürkektir?
Biz mezarlıklarda kanat çırpan kelebekleriz, hayatı mezarlıklardan ibaret bilen, en yüksek selvi ağacının tepesinde etrafa baktığında acı yellerin estiği sıcak mı sıcak rüzgarların bir oyana bir buyana savurduğu acılarla ve korkularla tutamağı acı olan dallara sarılan mezarlık kelebkleriyiz biz. Tabutlara sarılmış ellerin hissiz ve duygusuz toprağa emanet ettiklerinden ibret almadan güle oynaya döndükleri oyunlarına bakıp, onlarında hesabına acıları sırtlanan zavallı kanadı kırık kelbekleriz biz azizim.
Başını Allah için kapattığından dolayı okullarından atılan kız çocuklarının gelecek için kurdukları hayallere veda ederken döktükleri mübarek göz yaşları yere düşmesin diye narin kanatlarını yere seren zavallı mezarlık kelebekleri, Zalimlerin kurduğu Mahkeme salonlarında, Allah'ın hükmünü yaşadığından dolayı suçlanan mürtecilerin alnında beliren nuru narin kanatları ile örtmeye çalışan, İdam sehpalarında infazını bekleyen Cennet efendilerine şeytanın korkuyla ördüğü ivası ulaşmasın diye kalbinin üzerine narin kanadını seren yine zavallı mezarlık kelebekleri...
Petrolü ve madenlerini çalan hırsızların çıkarttığı kardeş kavgalarını görüp yapmayın, etmeyin diye çığlık atan lakin sesini duyuramadığından dolayı hissesine yine acı düşen zavallı mezarlık kelebekleri.Hz. Huseyin'i, Hz Ali'yi bayraklaştırıp hesabını bugünün insanından soran dinin içinden konuşan lakin tam bir siyaset erbabı gibi hareket edenlere yapmayın etmeyin ümmetin vahdetini bölmeyin, kurda kuşa yem olmayın ve kardeşlerinizi yem etmeyin diye çırpınan lakin sesini mezarlığın bir adım ötesine duyuramayan zavallı mezarlık kelebekleri.
250 milyon ehli beyt dostlarını rafizilere ölüm sloganı ile yahudiden bile tehlikeli gören İbni mülcemlere yapmayın, kanmayın elinize kardeş kanı bulaştırmayın, bu ümmete bu acıları yaşatmayın çığlıkları kopartan lakin kendiside tekfir edilip kanatları kırılan zavallı mezarlık kelebekleri...
Hz. Aişe'nin, Hz Fatıma'nın örtüsüne büründüğünü söyleyen genç müslüman kızlara bakıp utanan ve kızlar örtü Fatıma'nın örtüsü lakin Ruh kimin diye soran.edeb, edeb, edeb diye kanat çırpan zavallı mezarlık kelebekleri...
Mezarlıklarda okudukları Kur'an-ı mezarlıkta unutanlara seslenen ve ey insanlar Kur'an döndüğünüz yere hakim kılınmak için indirilmiş bir kitap değil mi? Neden burada bırakıp gidiyorsunuz peki Kur'an'-ı burada bırakınca orada neye tutunuyorsunuz diye şaşkın şaşkın soran zavallı mezarlık kelebekleri...
Güzel elbiseler içinde tabut tutan ellere şaşkın şaşkın bakıp neden buraya bırakıp gittiğiniz adamı da sizin gibi süslü elbiseler giydirmeden getiriyorsunuz, medine dilencisi gibi getirip bırakıyor da siz çalım satarak gerisin geriye dönüyorsunuz diye kendi kendine söylenip duran zavallı mezarlık kelebekleri...
Daha sayayım mı azizim, mezarlık kelbeklerinin şaşkın ve ızdıraplı hallerini. Halbu ki kelebekler 48 saat yaşarmış azizim. Hele hele mezarlık kelebekleri 48 saatini dahi doldurmadan dut ağacının yaprakları üstünde hayata narin kanatlarında biriktirdiği acılarla, kanatları kanla ıslanmış olarak veda ederler.....
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder