15 Nisan 2014 Salı

Karşı pencereden bakılınca

Hizmet hareketi hakkında bugüne kadar hep Hüsn-ü zan beslemiş ve yaptığı bir çok faaliyetleri ise canı gönülden desteklemişimdir.
Hizmet hareketini ve mensuplarını dün olduğu gibi bugünde kardeşlerim olarak görüyor lakin şu son bir kaç sene içinde yaptıkları siyasi çıkışları ve uluslar arası bir çok ilşkileri kuşkuyla karşıladığımıda belirtmek istiyorum.
Bu yazıyı Zaman gazetesi yazarı Süleyman Sargın'ın  28.03.2014 tarihli köşesinde yazdığı samimi yazıya keşke birde karşı cepheden bakılabilse ve bu yüz kızartıcı günler elbirliği ile atlatılabilse idi niyeti ile kaleme alınmıştır.

Yaklaşık üç aydır çok nahoş, insafla, iz’anla ve imanla telifi mümkün olmayan garip ama gerçekten hikmetlerle dolu bir süreç yaşıyoruz.
İftiralar, hakaretler, kumpaslar ve kirli ittifaklar seçim sathına girmiş memlekette havada uçuşuyor. Gazetelerde ve televizyonlarda ve sosyal medyada Devlet ricaline ağza alınmayacak küfürler ediliyor ve dindar insanların devlet büyüklerine kurulan kumpaslar üzerinden kızması, küfretmesi isteniyor. Üstelik bütün bunlar aziz islamın içinden konuşanlar tarafından yapılıyor. Ahiret var, hesap var, kul hakkı, yetim hakkı var diyenlerin hesap gününü hesaba katmadan gözü bağlanmış tarafgirlikle söyleniyor olması inandırıcılığını tümden yitiriyor. Mahşerde gözü boyananların ve gözü boyayanların açığa çıkacağı adeta hiç ama hiç hesaba katılmıyor.
Ve siz efendiler, bütün yapıp etmelerinize rağmen biz masumuz pozisyonlarına yatanlar. Bu memleketin dindar başbakanına, halkın yarısından fazlasının gönül verdiği ve umut bağladığı birisine firavun diyenler, zalim diyenler, seviyesiz diye aşağlıyan sizler bu söylediklerinizden dolayı mahşerde hesaba çekilmeyeceğinizi mi düşünüyorsunuz yoksa?  Koskoca bir camiayı peşinden sürükleyen bir hoca nasıl oluyorda İslam alemi için, mazlum dünya insanı için bir umut olmuş kimseye beddualar ediyor ve sizlerde onu tasdikleyerek bu günaha ortak oluyorsunuz. Yarın mahşerde bu tutumunuzdan dolayı siz hesaba çekileceğinizden korkmuyor musunuz?
Bunca sene zalime ve kafire karşı hoş görü beslerken aynı hoşgörüyü Müslüman kardeşlerinize göstermediğinizden dolayı yarın mahşerde bunların sorulacağından korkmuyor musunuz?  Yarın mahşerde Aziz ve celil olan Allah sorduğunda cevabınız var mı?
Siz gazetelerinizden, televizyonlarınızdan her gün mevcut iktidarı ve onun başbakanını kötülüyor düşman ilan ediyorken yıllardır bu memlekette aziz islama açıktan ve gizliden düşmanlığını ilan etmiş CHP’yi övmekten ve Müslümanları oraya davet etmekten sıkılmıyor musunuz. Zavallı Filistinlilerin ezilmişliğini bir gün ağzınıza almaz iken mevcut iktidarı mazlumların yanında olmaktan dolayı eleştirip zalimlarin yanında yani İsrail’in yanında olmaya davet etmekten sıkılmıyor musunuz?
Siz, yargı, emniyet ve medya ayağında kurulmuş kumpası sahiplenerek ve büyük rüşvet kılıfıyla pazarlayarak siyasi bir darbe yapmaya nasıl kalkışabiliyor ve bunu hangi Müslümanlıkla telif edebiliyorsunuz? Uydurma delillerle insanları ceza evine doldurup, yanınızda durmamakla eleştirdiğiniz diğer İslami grupları selam-tevhid  örgütü ile ceza evlerine doldurmayı planlıyor iken hangi kitabın içinden bu planları çıkartıyor ve sıkılmadan Müslüman gruplara neden yanımızda durmuyorsunuz gibi abes ve bir o kadar da müslümana yakışmayan davranışlarda bulunabiliyorsunuz?
Yıllardır bu masum millet Allah, peygamber, Kur’an  diyenlerin peşinden koştu. Dişinden tırnağından artırdığı ne varsa istendiğinde verdi. Lakin bu millet Allah, peygamber, Kur’an diyenlerin kirli işlere bulaşmasını, devleti ele geçirip bu paralarla kumpaslar kurmalarını, şahısların mahrem görüntülerini çekmelerini ve dinlemeler yapmasını bu bilgilerin kendi medyaları aracılığı ile servis etmelerini içlerine sindiremediler. Devletin gizli bilgilerini diğer ülkelere servis edilmesini, kendi ülkelerinin dini cemaat mensupları tarafından batının güçlü devletlerine şikayetini ise asla kabul etmediler. Peki bütün bunlar olurken mensubu olduğunuz cemaatın bu işlere bulaşmış olmasından neden rahatsızlık duymuyor da bütün bu olup bitenleri nasıl oluyorda sahiplenebiliyorsunuz. Peki yarın mahşerde bu sahiplenmenizden dolayı sorguya çekilmekten korkmuyor musunuz?
Peki bütün bu kirli planların arkasında durmakla ve savunmakla 77 milyonluk mazlum Türk halkının ve bütün alemi islamın umudu olmaya namzet bu iktidarı devirmeye çalışmakla bu mazlum insanların hakkına girmiş olmuyor musunuz. Peki mahşerde İki milyarlık mazlum Müslüman halkın  bu hakkını nasıl ödeyeceksiniz? Mahşerde bunlardan sorguya çekilmeyeceğiniz mi düşünüyor sunuz? Yada büyüklerimiz bilir deyince sorumluluktan kurtulacağınızı mı düşünmektesiniz?
Piyasaya düşmüş ne kadar görüntü ve ses kaydı varsa sahipleniyor onların doğruluğu üzerinden halkı iknaya çalışıyorsunuz sonrada bunların bizimle ilişkilendirilmesinin delilini istiyorsunuz. Bir adım sonrada takiyye bizce haramdır diyorsunuz. Lütfen tutarlı olun ve insanları insafa davet ederken kendinizin ne kadar insafsızca hareketler içinde olduğunuzu görün.
Ve siz bütün bu olup bitenlerin sebebini, iktidarın AB ve batıya doğru yürüyüşünden vazgeçmesine araya mesafe koymasına bağlıyorsunuz. Ab. Perspektifinden sapmasının sizin açınızdan kabulünün mümkün olmadığını söylüyorsunuz. Şimdi bir Müslüman olarak şu soruyu sormak hakkımız olsa gerekir diye düşünüyorum. İslam’a gönül vermiş bir müslümanın Ab kriterleri ile Kur’an kriterlerini nasıl telif ettiğini ve nasıl Ab, kriterlerinden vazgeçtiğinden dolayı bir iktidarın gitmesi gerektiği sonucuna varabildiğini merak ediyorum. Ya Kur’an bilinmiyor yada Ab kriterleri. Yo şayet biz biliyoruz deniliyor ise bir açıklama beklemek hakkımız değil mi?


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder