Hizmet hareketi hakkında bugüne kadar hep Hüsn-ü
zan beslemiş ve yaptığı bir çok faaliyetleri ise canı gönülden
desteklemişimdir.
Hizmet hareketini ve mensuplarını dün olduğu gibi
bugünde kardeşlerim olarak görüyor lakin şu son bir kaç sene içinde yaptıkları
siyasi çıkışları ve uluslar arası bir çok ilşkileri kuşkuyla karşıladığımıda
belirtmek istiyorum.
Bu yazıyı Zaman gazetesi yazarı Süleyman
Sargın'ın 28.03.2014 tarihli köşesinde yazdığı samimi yazıya keşke birde
karşı cepheden bakılabilse ve bu yüz kızartıcı günler elbirliği ile
atlatılabilse idi niyeti ile kaleme alınmıştır.
Yaklaşık üç aydır çok nahoş, insafla, iz’anla ve imanla telifi mümkün olmayan garip ama gerçekten hikmetlerle dolu bir süreç yaşıyoruz.
İftiralar, hakaretler, kumpaslar ve kirli ittifaklar seçim
sathına girmiş memlekette havada uçuşuyor. Gazetelerde ve televizyonlarda ve
sosyal medyada Devlet ricaline ağza alınmayacak küfürler ediliyor ve dindar
insanların devlet büyüklerine kurulan kumpaslar üzerinden kızması, küfretmesi
isteniyor. Üstelik bütün bunlar aziz islamın içinden konuşanlar tarafından
yapılıyor. Ahiret var, hesap var, kul hakkı, yetim hakkı var diyenlerin hesap
gününü hesaba katmadan gözü bağlanmış tarafgirlikle söyleniyor olması
inandırıcılığını tümden yitiriyor. Mahşerde gözü boyananların ve gözü
boyayanların açığa çıkacağı adeta hiç ama hiç hesaba katılmıyor.
Ve siz efendiler, bütün yapıp etmelerinize rağmen biz masumuz
pozisyonlarına yatanlar. Bu memleketin dindar başbakanına, halkın yarısından
fazlasının gönül verdiği ve umut bağladığı birisine firavun diyenler, zalim
diyenler, seviyesiz diye aşağlıyan sizler bu söylediklerinizden dolayı mahşerde
hesaba çekilmeyeceğinizi mi düşünüyorsunuz yoksa? Koskoca bir camiayı
peşinden sürükleyen bir hoca nasıl oluyorda İslam alemi için, mazlum dünya
insanı için bir umut olmuş kimseye beddualar ediyor ve sizlerde onu
tasdikleyerek bu günaha ortak oluyorsunuz. Yarın mahşerde bu tutumunuzdan
dolayı siz hesaba çekileceğinizden korkmuyor musunuz?
Bunca sene zalime ve kafire karşı hoş görü beslerken aynı
hoşgörüyü Müslüman kardeşlerinize göstermediğinizden dolayı yarın mahşerde
bunların sorulacağından korkmuyor musunuz? Yarın mahşerde Aziz ve celil
olan Allah sorduğunda cevabınız var mı?
Siz gazetelerinizden, televizyonlarınızdan her gün mevcut
iktidarı ve onun başbakanını kötülüyor düşman ilan ediyorken yıllardır bu
memlekette aziz islama açıktan ve gizliden düşmanlığını ilan etmiş CHP’yi
övmekten ve Müslümanları oraya davet etmekten sıkılmıyor musunuz. Zavallı
Filistinlilerin ezilmişliğini bir gün ağzınıza almaz iken mevcut iktidarı
mazlumların yanında olmaktan dolayı eleştirip zalimlarin yanında yani İsrail’in
yanında olmaya davet etmekten sıkılmıyor musunuz?
Siz, yargı, emniyet ve medya ayağında kurulmuş kumpası
sahiplenerek ve büyük rüşvet kılıfıyla pazarlayarak siyasi bir darbe yapmaya
nasıl kalkışabiliyor ve bunu hangi Müslümanlıkla telif edebiliyorsunuz? Uydurma
delillerle insanları ceza evine doldurup, yanınızda durmamakla eleştirdiğiniz
diğer İslami grupları selam-tevhid örgütü ile ceza evlerine doldurmayı
planlıyor iken hangi kitabın içinden bu planları çıkartıyor ve sıkılmadan
Müslüman gruplara neden yanımızda durmuyorsunuz gibi abes ve bir o kadar da
müslümana yakışmayan davranışlarda bulunabiliyorsunuz?
Yıllardır bu masum millet Allah, peygamber, Kur’an
diyenlerin peşinden koştu. Dişinden tırnağından artırdığı ne varsa istendiğinde
verdi. Lakin bu millet Allah, peygamber, Kur’an diyenlerin kirli işlere
bulaşmasını, devleti ele geçirip bu paralarla kumpaslar kurmalarını, şahısların
mahrem görüntülerini çekmelerini ve dinlemeler yapmasını bu bilgilerin kendi
medyaları aracılığı ile servis etmelerini içlerine sindiremediler. Devletin
gizli bilgilerini diğer ülkelere servis edilmesini, kendi ülkelerinin dini
cemaat mensupları tarafından batının güçlü devletlerine şikayetini ise asla
kabul etmediler. Peki bütün bunlar olurken mensubu olduğunuz cemaatın bu işlere
bulaşmış olmasından neden rahatsızlık duymuyor da bütün bu olup bitenleri nasıl
oluyorda sahiplenebiliyorsunuz. Peki yarın mahşerde bu sahiplenmenizden dolayı
sorguya çekilmekten korkmuyor musunuz?
Peki bütün bu kirli planların arkasında durmakla ve savunmakla
77 milyonluk mazlum Türk halkının ve bütün alemi islamın umudu olmaya namzet bu
iktidarı devirmeye çalışmakla bu mazlum insanların hakkına girmiş olmuyor
musunuz. Peki mahşerde İki milyarlık mazlum Müslüman halkın bu hakkını
nasıl ödeyeceksiniz? Mahşerde bunlardan sorguya çekilmeyeceğiniz mi düşünüyor
sunuz? Yada büyüklerimiz bilir deyince sorumluluktan kurtulacağınızı mı
düşünmektesiniz?
Piyasaya düşmüş ne kadar görüntü ve ses kaydı varsa
sahipleniyor onların doğruluğu üzerinden halkı iknaya çalışıyorsunuz sonrada
bunların bizimle ilişkilendirilmesinin delilini istiyorsunuz. Bir adım sonrada
takiyye bizce haramdır diyorsunuz. Lütfen tutarlı olun ve insanları insafa
davet ederken kendinizin ne kadar insafsızca hareketler içinde olduğunuzu
görün.
Ve siz
bütün bu olup bitenlerin sebebini, iktidarın AB ve batıya doğru yürüyüşünden
vazgeçmesine araya mesafe koymasına bağlıyorsunuz. Ab. Perspektifinden
sapmasının sizin açınızdan kabulünün mümkün olmadığını söylüyorsunuz. Şimdi bir
Müslüman olarak şu soruyu sormak hakkımız olsa gerekir diye düşünüyorum.
İslam’a gönül vermiş bir müslümanın Ab kriterleri ile Kur’an kriterlerini nasıl
telif ettiğini ve nasıl Ab, kriterlerinden vazgeçtiğinden dolayı bir iktidarın
gitmesi gerektiği sonucuna varabildiğini merak ediyorum. Ya Kur’an bilinmiyor
yada Ab kriterleri. Yo şayet biz biliyoruz deniliyor ise bir açıklama beklemek
hakkımız değil mi?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder