Avrupa’nın
göbeğinde Müslüman Boşnaklara karşı bütün dünyanın gözü önünde işlenen
soykırımın ardından 13 sene geçti. Birleşmiş milletlerin müdahil olduğu olaylar
yine B.M askerlerinin denetiminde ki bölgelerde birazda onların olaylara göz
yummasıyla gerçekleşti. Hele Hollanda askerlerinin kontrolündeki srebrenika
katliamı diye tarihe not düşecek katliamı adeta Sırp Çentikleriyle sarmaş dolaş
olan Hollandalı Albayın kameralara yansıyan sırıtışını dünya hiçbir zaman
unutmayacaktır. Sırpların orada bir katliama girişeceği yine oradaki Hollanda
askerleri tarafından bilinmesine rağmen ve B.M güvenlik gerekçesini göstererek
Müslüman Boşnak halkının silahlarını toplamasından hemen sonra gerçekleşmesi
ise daha bir düşündürücü gelişmeydi.
Yani Boşnak Müslüman halkın silahlarını Toplayan B.M sizi biz koruyacağız taahhüdünde bulunuyor sonrada Sırplara buyurun silahlarını topladık şehir sizindir diyerek bir alçaklığa imza atıyordu. İşin en acı tarafı da bütün dünyanın tanık olduğu bu alçakça tavrı sergileyen Hollandalı askerlere Aradan 12 yıl sonra yine Hollanda hükümetinin almış olduğu kararla üstün başarı ödülü verilmesiydi. Yani Hollanda hükümeti açıkça orada Boşnak Müslümanlarının toplu katledilmesine sebebiyet verdiklerinden dolayı kendi askerlerini ödüllendirerek katliama nasıl ortak olduklarının, soykırımı nasıl desteklediklerinin bir işareti olarak kamuoyuna yansıyordu. Üstelik Uluslar arası Adalet divanının Lahey deki görüşmeleri yapılıyorken olması da ayrıca daha bir önem arz ediyordu.
Yani Boşnak Müslüman halkın silahlarını Toplayan B.M sizi biz koruyacağız taahhüdünde bulunuyor sonrada Sırplara buyurun silahlarını topladık şehir sizindir diyerek bir alçaklığa imza atıyordu. İşin en acı tarafı da bütün dünyanın tanık olduğu bu alçakça tavrı sergileyen Hollandalı askerlere Aradan 12 yıl sonra yine Hollanda hükümetinin almış olduğu kararla üstün başarı ödülü verilmesiydi. Yani Hollanda hükümeti açıkça orada Boşnak Müslümanlarının toplu katledilmesine sebebiyet verdiklerinden dolayı kendi askerlerini ödüllendirerek katliama nasıl ortak olduklarının, soykırımı nasıl desteklediklerinin bir işareti olarak kamuoyuna yansıyordu. Üstelik Uluslar arası Adalet divanının Lahey deki görüşmeleri yapılıyorken olması da ayrıca daha bir önem arz ediyordu.
Bosna’da
yaşanan vahşet sadece 12 yaşın üstündeki erkeklerin toplu bir şekilde
katledilmesinden ibaret değildi. Kadınlara tecavüz edilip akla gelmedik
işkenceler yapılacak, masum çocuklar hunharca öldürülecek, milyonlarca insan
yurtlarından edilecekti. İşin acıklı tarafı da Savaşın gidişatının Bosnalı
Müslümanların lehine dönmesiyle bunca Katliama göz yuman batının yeni bir
ikiyüzlü tavrıyla acele bir şekilde Amerikanın baskısıyla Boşnak Müslümanlara
Kendi devletlerini tek başına kurmasının yolu kapatılacaktı. Gelin görün ki B.M
rin kabul ettiği bir ülkede sırp Çentiklerin Sırbistanın ayartmasıyla katliama
girişmesini sessiz karşılayan batılı devletler Savaşın renginin Müslümanlar
lehine gelişmesi karşısında Boşnak, Hırvat ve Sırplardan oluşan bir üçlü yapı
vücüda getirererk dünya devletler tarihinde bir ilke imza atacaklardı. Boşnak
Müslümanlara karşı Soykırıma girişen sırp ve hırvatlar aynı devletin çatısı
altında birleştirilmeye çalışılacak ve bütün bu olanlara rağmen Boşnak Müslümanlarına
katilleriniz ile birlikte yaşamaya mecbursunuz yoksa ölürsünüz denilecektir.
Daha sonra
konuyu yıllar sonra ele alan Lahey Adalet Divanı Bir Adaletsizliğe imza atacak
ve söz konusu Müslümanlar olunca nasılda çifte standart uyguladıklarını 27
Şubat 2007 de bütün dünyanın gözü önünde tescilleyecekti. Utanmasalar,
yaşananlar kameralara yansımasa belki de olayı görmezden gelerek İnkâra beklide
tarihte birçok örnekte olduğu gibi Boşnakları dahi suçlama yüzsüzlüklerinden
geri durmayacaklardı.
Açıklanan
karar tam bir hukuk skandalı olarak tarihte ki yerini alırken Batının gerçek
yüzü bir daha ortaya çıkacak, maskesi bir daha düşecekti. Bu işin Sırpları ve
hükümetini suçlayacak delillerin yeterli olmadığını, sırp hükümeti tarafından
planlanmadığı gibi yaşananlarla ters bir karar alarak gülünç bir o kadarda
iğrenç karara imza atmış oldular.
Ortada bir
soykırım var evet doğru ama bunun Sırbistanla ilişkisini kurmanın güç olduğundan
ve dolayısıyla Sırbistanın suçlanamayacağı gibi zırvalarla tamamen hukuki
gerekçelerden yoksun, yaşanan gerçeklerin görmezden gelindiği bu habis karar bir
kara leke olarak tarihteki yerini almış oldu. Helal olsun size, geceleri umarım
yataklarınızda rahat uyursunuz. Rahat uyursunuz çünkü vicdanı törpülenmiş yada
vicdanı nasırlaşmış insanların böyle kararlardan uykusu kaçmaz.
Sahi neden
bunları yazıyoruz oda ayrı bir soru. Çünkü Adalet divanı denilen yerin Adaleti
kendileri olduğu zaman temin eden, Müslümanlar veya bir başkaları söz konusu
olunca Adaleti ayaklar altına almaktan çekinmeyen bu insanlardan adaleti
beklemek zaten bir hayaldi. Bizim oturup onların bu konuda ne diyeceğini
önceden bilmiş olmamız lazım gelmez mi? Aslında Kur’anı Kerim Müslümanlara bu
konuda ışık tutuyor.
Bu kararı
alanlara yazıklar olsun
Bu karara
muhtaç kalarak kendi iç örgütlenmelerini beceremeyen Müslümanlara yazıklar
olsun
Yazıklar
olsun bu karar alınırken sessiz bir şekilde izleyen dünya insanlarına.
Yazıklar
olsun böyle bir kararı alan egemen anlayışın iktidar oluşuna.
Yazıklar
olsun bizi bu çifte standartlı insanlara mahkûm edenlere.
Yazıklar
olsun zulüm karşısında susan diller, ellere, gözlere
Yazıklar
olsun bu karar sessiz kalarak adamlık taslayanlara
Yazıklar
olsun aydın ve yazar geçinerek sessiz kalanlara
Umarım bu
karar bütün Müslümanlara ders olur ve gözlerini açarlar. Bütün bu yaşananlara rağmen hala bu kararı
alan insanların uşaklıklarını yapanlara ve bu insanların değerlerinin evrensel
olduğu zırvaları ile Müslüman ahaliye dayatanlara yazıklar olsun.
Yazıklar olsun bu kararı alan zihniyetin
özgürlük vaatleriyle kanıp Müslümanların birliğine darbe vurarak bunların piyonları
olmak için gönüllü olarak işbirliği, batı mukallitliği yapanlara.
Yazıklar
olsun Kendi halkına öz memleketlerinde inançlarını yaşamayı yasaklayarak
ülkemizin ve dünyanın bu hale gelmesine katkıda bulunanlara.
Ve yazıklar olsun elindeki en kıymetli yol rehberi olan K.Kerim ve Hz. Peygamberi bırakıpta AB normlarını örnek alarak bu milletin ve bütün müslüman ahalinin başını batıya çevirmek isteyenlere.
İnanıyorsanız Üstünsünüz ayet-i celilesine inanmayı ve hakikatleri görmeyi vede Batıdan dost olmayacağı gerçeğini görerek Müslüman milletlerin kardeş olmaları temennisi ile....
Ve yazıklar olsun elindeki en kıymetli yol rehberi olan K.Kerim ve Hz. Peygamberi bırakıpta AB normlarını örnek alarak bu milletin ve bütün müslüman ahalinin başını batıya çevirmek isteyenlere.
İnanıyorsanız Üstünsünüz ayet-i celilesine inanmayı ve hakikatleri görmeyi vede Batıdan dost olmayacağı gerçeğini görerek Müslüman milletlerin kardeş olmaları temennisi ile....
01 Mart
2007 Perşembe- saat 01: 39
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder