11 Temmuz 2013 Perşembe

Lahey adalet divanın 2007 bosna kararı


Avrupa’nın göbeğinde Müslüman Boşnaklara karşı bütün dünyanın gözü önünde işlenen soykırımın ardından 13 sene geçti. Birleşmiş milletlerin müdahil olduğu olaylar yine B.M askerlerinin denetiminde ki bölgelerde birazda onların olaylara göz yummasıyla gerçekleşti. Hele Hollanda askerlerinin kontrolündeki srebrenika katliamı diye tarihe not düşecek katliamı adeta Sırp Çentikleriyle sarmaş dolaş olan Hollandalı Albayın kameralara yansıyan sırıtışını dünya hiçbir zaman unutmayacaktır. Sırpların orada bir katliama girişeceği yine oradaki Hollanda askerleri tarafından bilinmesine rağmen ve B.M güvenlik gerekçesini göstererek Müslüman Boşnak halkının silahlarını toplamasından hemen sonra gerçekleşmesi ise daha bir düşündürücü gelişmeydi. 

Yani Boşnak Müslüman halkın silahlarını Toplayan B.M sizi biz koruyacağız taahhüdünde bulunuyor sonrada Sırplara buyurun silahlarını topladık şehir sizindir diyerek bir alçaklığa imza atıyordu. İşin en acı tarafı da bütün dünyanın tanık olduğu bu alçakça tavrı sergileyen Hollandalı askerlere Aradan 12 yıl sonra yine Hollanda hükümetinin almış olduğu kararla üstün başarı ödülü verilmesiydi. Yani Hollanda hükümeti açıkça orada Boşnak Müslümanlarının toplu katledilmesine sebebiyet verdiklerinden dolayı kendi askerlerini ödüllendirerek katliama nasıl ortak olduklarının, soykırımı nasıl desteklediklerinin bir işareti olarak kamuoyuna yansıyordu. Üstelik Uluslar arası Adalet divanının Lahey deki görüşmeleri yapılıyorken olması da ayrıca daha bir önem arz ediyordu.
Bosna’da yaşanan vahşet sadece 12 yaşın üstündeki erkeklerin toplu bir şekilde katledilmesinden ibaret değildi. Kadınlara tecavüz edilip akla gelmedik işkenceler yapılacak, masum çocuklar hunharca öldürülecek, milyonlarca insan yurtlarından edilecekti. İşin acıklı tarafı da Savaşın gidişatının Bosnalı Müslümanların lehine dönmesiyle bunca Katliama göz yuman batının yeni bir ikiyüzlü tavrıyla acele bir şekilde Amerikanın baskısıyla Boşnak Müslümanlara Kendi devletlerini tek başına kurmasının yolu kapatılacaktı. Gelin görün ki B.M rin kabul ettiği bir ülkede sırp Çentiklerin Sırbistanın ayartmasıyla katliama girişmesini sessiz karşılayan batılı devletler Savaşın renginin Müslümanlar lehine gelişmesi karşısında Boşnak, Hırvat ve Sırplardan oluşan bir üçlü yapı vücüda getirererk dünya devletler  tarihinde bir ilke imza atacaklardı. Boşnak Müslümanlara karşı Soykırıma girişen sırp ve hırvatlar aynı devletin çatısı altında birleştirilmeye çalışılacak ve bütün bu olanlara rağmen Boşnak Müslümanlarına katilleriniz ile birlikte yaşamaya mecbursunuz yoksa ölürsünüz denilecektir.
Daha sonra konuyu yıllar sonra ele alan Lahey Adalet Divanı Bir Adaletsizliğe imza atacak ve söz konusu Müslümanlar olunca nasılda çifte standart uyguladıklarını 27 Şubat 2007 de bütün dünyanın gözü önünde tescilleyecekti. Utanmasalar, yaşananlar kameralara yansımasa belki de olayı görmezden gelerek İnkâra beklide tarihte birçok örnekte olduğu gibi Boşnakları dahi suçlama yüzsüzlüklerinden geri durmayacaklardı.
  Açıklanan karar tam bir hukuk skandalı olarak tarihte ki yerini alırken Batının gerçek yüzü bir daha ortaya çıkacak, maskesi bir daha düşecekti. Bu işin Sırpları ve hükümetini suçlayacak delillerin yeterli olmadığını, sırp hükümeti tarafından planlanmadığı gibi yaşananlarla ters bir karar alarak gülünç bir o kadarda iğrenç karara imza atmış oldular.
Ortada bir soykırım var evet doğru ama bunun Sırbistanla ilişkisini kurmanın güç olduğundan ve dolayısıyla Sırbistanın suçlanamayacağı gibi zırvalarla tamamen hukuki gerekçelerden yoksun, yaşanan gerçeklerin görmezden gelindiği bu habis karar bir kara leke olarak tarihteki yerini almış oldu. Helal olsun size, geceleri umarım yataklarınızda rahat uyursunuz. Rahat uyursunuz çünkü vicdanı törpülenmiş yada vicdanı nasırlaşmış insanların böyle kararlardan uykusu kaçmaz.
Sahi neden bunları yazıyoruz oda ayrı bir soru. Çünkü Adalet divanı denilen yerin Adaleti kendileri olduğu zaman temin eden, Müslümanlar veya bir başkaları söz konusu olunca Adaleti ayaklar altına almaktan çekinmeyen bu insanlardan adaleti beklemek zaten bir hayaldi. Bizim oturup onların bu konuda ne diyeceğini önceden bilmiş olmamız lazım gelmez mi? Aslında Kur’anı Kerim Müslümanlara bu konuda ışık tutuyor.
Bu kararı alanlara yazıklar olsun
Bu karara muhtaç kalarak kendi iç örgütlenmelerini beceremeyen Müslümanlara yazıklar olsun
Yazıklar olsun bu karar alınırken sessiz bir şekilde izleyen dünya insanlarına.
Yazıklar olsun böyle bir kararı alan egemen anlayışın iktidar oluşuna.
Yazıklar olsun bizi bu çifte standartlı insanlara mahkûm edenlere.
Yazıklar olsun zulüm karşısında susan diller, ellere, gözlere
Yazıklar olsun bu karar sessiz kalarak adamlık taslayanlara
Yazıklar olsun aydın ve yazar geçinerek sessiz kalanlara
Umarım bu karar bütün Müslümanlara ders olur ve gözlerini açarlar.  Bütün bu yaşananlara rağmen hala bu kararı alan insanların uşaklıklarını yapanlara ve bu insanların değerlerinin evrensel olduğu zırvaları ile Müslüman ahaliye dayatanlara yazıklar olsun.
 Yazıklar olsun bu kararı alan zihniyetin özgürlük vaatleriyle kanıp Müslümanların birliğine darbe vurarak bunların piyonları olmak için gönüllü olarak işbirliği, batı mukallitliği yapanlara.
Yazıklar olsun Kendi halkına öz memleketlerinde inançlarını yaşamayı yasaklayarak ülkemizin ve dünyanın bu hale gelmesine katkıda bulunanlara.
Ve yazıklar olsun elindeki en kıymetli yol rehberi olan K.Kerim ve Hz. Peygamberi bırakıpta AB normlarını örnek alarak bu milletin ve bütün müslüman ahalinin başını batıya çevirmek isteyenlere.
İnanıyorsanız Üstünsünüz ayet-i celilesine inanmayı ve hakikatleri görmeyi vede Batıdan dost olmayacağı gerçeğini görerek Müslüman milletlerin kardeş olmaları temennisi ile....

01 Mart 2007 Perşembe- saat 01: 39

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder