4 Temmuz 2013 Perşembe

Efendimin kapısındaki nur


Günümüz dünyası ve beşeri düşünceleri insana ait yüzyıllar boyu oluşmuş ne kadar değer varsa yaşadığımız son bir asırda adeta kemirip yiyip bitirdi. İnsanlık hem ferdi, hem ictimai,  hem de küresel anlamda dipsiz bir kuyunun etrafında dönüp durmaktadır. Derin insanlık krizinin yaşandığı günümüz dünyasına merhem olabilecek hemen her beşeri yola müracaat edildi. Fakat İlahi vahyi dikkate almadan alına her tedbir yeni ve eskisinden daha büyük bir sorunu insanlığın kucağına bıraktı. Kapitalizim, sosyalizm, liberalizm, materyalizm vs. hemen her birisi küçük ve hakim bir zümrenin dışında insanlığa en büyük felaketleri ve tarihin en büyük insanlık krizlerini yaşattı. Efendimiz sav e risalet görevi verildiği günlerin dünyasıda derin insanlık krizleri yaşamakta idi. Hele hele Mekke toplumu iyiden iyiye azıtmış kutsal bütün değerler erezyona uğramış, toplum ahlakı tümden çökmüş güven ve huzur tümden yitirilmişti.
Azgın ve azıtmış bir toplum yeniden nasıl inşa olunur sorusuna cevap Efendimizi sav 23 yıllık risalet görevinin sonucunda cevabını bulacaktır. Yorgun ve yorulmuş insanlık yeniden nasıl şahlanır, körelmiş dimağlar ve daralmış sadırlar nasıl açılır diye sorduğumuzda cevap  yine 23 yıllık risalet sonunda gelmiştir. Akılları dumura uğramış bu insanlar keşiflere ve buluşlara kanat çırpmışlar, ahlaki yozlaşmanın dip noktasına düşmüş bu insanlar dünyanın zirvesi olabilecek metihlere ve ünvanlara 23 yıllık kısa sürede ulaşmışlardır.  Bu başarıların sırrı, Bu insanların efendimiz sav rehber edinmeleri, onun yolunu yolları bilmeleri ve her şeyin ötesinde canları pahasına Efendimiz sav ve onun yolunu sevmeleridir. Sevme kelimesi belki yetersiz kalacaktır, aşık olmalarıdır. Hem bu öyle bir aşktır ki kendi canından daha azizi bilecek kendi canının varlığını Hz peygamberin yoluna adamayı cana minnet sayabilecek bir fahr-ı muhabbete erişeceklerdir.
O gün Hz peygamberi rehber edinenler, Efendimiz sav ile yola çıkanlar ve yolun türlü türlü meşakketleri ile karşılaşanlar hiçbir zaman yoldan ayrılmayı düşünmediler. En zor günlerinde Efendimizin yanından ayrılmadılar hatta bırakın ayrılmayı efendimiz sav yeter ki zarar görmesin, benim canımın ne değeri var deme noktasına gelerek göklere isimlerini yazdırdılar.  Bu üstün tavır ve davranışları ile kıyamete kadar inanmış gönüllerin ziyası, yıldızları oldular.
Günümüz beşeri düşüncelerin kirlerinden arınmayı göze alabilen Müminler aynen ashabın efendimiz sav ile olan yolculukları gibi Efendimiz sav yanında yola çıkmayı, ve yolun meşakkatlerine göğüs germeyi göze alabilir ve zorluklar karşısında yoldan ayrılmayı düşünmezler ise aynı kapı açıktır. Bu yola giren Efendimiz sav in rehberliğini ve kılavuzluğunu kalbinde en ufak bir tereddüt olmadan kabul edebilen mü min gönüller Ashab-ı Güzin efendilerimizin arka safında yerlerini alma hususundan emin olmalıdırlar. Bunda hiç tereddüte mahal yoktur. Bu yolun sonucunda ulaşılan kapı Efendimiz sav rehberliğinde ebedi saadet yurduna açılır. Kim bu yola girer, Efendimiz sav rehber edinip yol arkadaşı olursa bilelim ki Yol arkadaşı Efendimiz sav olan ebedi kurtuluşa erişir. Nasıl erişmesin ki Kainatın sahibi Rabbimiz cc O’nu alemlere rahmet olarak göndermiştir. Rahmetin  bırakın merkezinde olmayı, bırakın yanında olmayı,  bu yolun kıyısında olabilmek, kıyısından takibi bırakmamak dahi kişiyi rahmete gark etmeye yetecektir. Önemli olan efendimiz sav safının arkasında saf tutmaya karar vermek ve her ne olursa olsun safı terk etmemektir.
Biz bu çalışmamızda Efendimiz sav ile yola çıkan ve O’nun sav rehberliğini canı gönülden kabul eden ve ömürlerinin sonuna kadar yoldan ayrılmayan Allah erlerinin, sahabe efendilerimizin nasıl yıldızlaştıklarını bir nebze anlatmaya çalıştık. Efendimiz sa ile birlikte yolculuklarında nasıl faziletlere gark olduklarını, efendimiz sav gönül sofrasından nasıl bir manevi kanmışlıkla ve doygunlukla kalktıklarını gördük. Ve biz inanıyor ve de biliyoruz ki ,bu sofra kıyamete kadar toplanmayacak ve de hemen herkese açık olmaya devam edecektir.. Bu yol kıyamete kadar kendisine eşlik edecek muvahhid gönülleri beklemektedir. Bu yol Efendimiz sav in asırlar ötesinden açtığı taptaze çığırla boyanmış ve derin izleri hala dün çizilmiş gibi sahibinin takibini ve yolculuğunu beklemektedir. Dün sahabeler rehberlik ve kılavuzluk yapan efendimiz sav bugünde bu yola baş koymuş hakikat arayışındaki insanlara rehberlik etmeye devam etmektedir. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder