22 Haziran 2013 Cumartesi

çoğunluğun sokağa çıkmamamsı için gerekenler

Güzel ülkemiz son bir aydır Taksim gezi parkı olayları ile kaynamakta ve bir avuç suda fırtına kopartılmaya çalışılmaktadır. Bu olayların temelinde yatan şey bir takım mahfillerin ısrarla iddia ettikleri gibi gençlerin isyanı değildir. Bu olaylarda gençler ve sol örgütler sadece malzeme olarak kullanılmaktadır. Sokağa çıkan bu gençlerin Anne ve babaları yakından bakıldığında CHP yada onun bahçesinde büyümüş sol fraksiyonlara aid düşüncedeki insanlardan müteşekkil olduğu görülecektir.

Bu insanlar 10 yıllık Ak parti iktidarından ve uygulamalarından rahatsızdır. Bir zamanlar merkezde olan bu insanlar mevcut iktidarın çevreden alarak merkeze taşıdığı bu anadolu insanından rahatsız olmuşlar ve kendilerini dışlanmış, itilmiş olarak görmeye başlamışlardır. Bu düşüncelerinde haklı olabilmeleri için iktidarın hangi uygulaması onların yaşam tarzını kısıtlamıştır bunu kamuoyna aktarmaları gerekmektedir. Kanaatımca  Ak partinin 20 yıllık uygulamalarına baktğımızda bu çevreleri rahatsız edecek icraatların yapıldığı söylenemez. Fakat Türkiyedeki kurulu statükocu sistemin dindar çevreler üzerin kurduğu baskının mevcut iktidar tarafından bir nebze olsun hafifletilmesine ilişkin bir rahatsızlığın sözkonusu olduğunu düşünmekteyim. Yıllardır İrtica yaftası ile hemen her türlü baskıya maruz kalan mazlum Anadolu insanının biraz nefes alması, biraz rahatlaması ve görünür olmasının bu çevrelere verdiği bir rahatsızlıktır. Aslında Ak parti ile bu çevreler servetlerine servet katarak daha zengin olmuşlardır. Mesele kurulu düzenin ak parti eliyle nisbi olarak değiştirilmesine bir itirazdır.
Aslında benim değinmek istediğim husus büyük beklentiler ile Ak partiye oy vermiş fakat beklentilerine yeterince cevap bulamadığı halde hala umudunu bu partiye bağlayarak bu zor günlerde meydanı dolduran büyük halk kitlelerinden ve onların beklentilerinden bahsetmektir. 10 yıldır iktidarda olmasına rağmen hala başörtüsü gibi basit bir sorununu konuşuyor olamamız bile bu insanların beklentilerini Ak partinin ne kadar karşıladığı üzerinde durulması gereken bir mevzudur. Beklentilerine cevap bulamayan fakat büyük ümitler ile hala başbakanın arkasında olan bu kitleler ülkenin içinde bulunduğu zor süreçleri ve iktidarın elini kolunu bağlayan bir takım idari yapıdan  kaynaklanan sorunların olduğunu bilmeleridir. Hem ülke içindeki denlem hemde uluslararası ilişkilerde yaşanması muhtemel zorlukların olduğu bilgisi Ak partinin bu beklentilere cevap veremememsinin mazereti kabul edilmektedir. Ama bu nereye kadar sürecektir. Ülke içindeki azgın azınlık her geçengün servetlerine servet katarken, ülkenin en güzel yerlerini ve en itibarlı makamlarını işgal ederken ve müslüman ahalinin kutsal değerlerini hiçe sayarken ve birde sokağa inmişken bu halk ne kadar sabredecektir. Ak parti 10 yıllık icraatlarını gözden geçirmelidir. Bu halkın kendisinden beklediği adımları süratle atmalı ve bu azgın azınlığın imtiyazlı konumunu yapacağı yasal düzenlemeler ile normalleştirmelidir.
Şayet Ak parti 10 yıllık icraatlarını kontrol etmez ve bu halkın acil beklentilerine cevap üretmez ve sorunlarını askıda bekletir ise hem bu millete hemde bu vatana yazık edecektir. Üstelik Ak partinin 10 yıllık yerel ve merkezi yönetimine vaziyet etmesi bir takım çıkar çevrelerinin buralarda çöreklenmesinede neden olmuştur. Belediyelerde yapılan usulsüzlükler ve adam kayırmalar ve oluşmuş çıkar şebekeleri acilen temizlenmelidir. Devlet kaynaklarının lüzümsuz harcanması fakir halkın itirazlarının yükselmesine ve öfkelerinin kabarmasına neden olmaktadır. Okullarda verilen eğitimin manevi değerlerden yoksun veya yetersiz kalması, okul ortamlarının hemen her türlü ahlaki zaaf içermesi, üniversiteli gençliğin içinde bulunduğu ahlaki sapmalar ve buna ilişkin alınamayan önlemler halkın gözünden kaçmamaktadır. Orta öğretimde karma eğitimden vazgeçilmeli ve bütün müfredat toptan elden geçirilmelidir.
Anayasa süratle değişmeli ve 21 anayasasında olduğu gibi devletin dini islam olmalıdır. Din ile devlet arasındaki ayrım sona ermeli devlet dinine kavuşturulmalıdır. Hırsızlık, kapkaç, cinayet vb toplumsal hadiselere verilen cezanın yetersizliği adalete ve devlete karşı olan güveni iyiden iyiye sarsmaktadır. Cezai müeyyidelerin yetersizliği giderilmeli ve caydırıcılığı sağlanmalıdır.
Dış politikada bilmeme becerebilinir mi Natodan süratle çıkılmalı, AB ile iişkiler gözden geçirilmeli, İKTÖ süratle aktif ahle getirilmelidir. Başta Almanya olmak üzere bu son yaşanan taksim olaylarında Ab ve batılı ülkelerin etkisi gözardı edilmemelidir. Onların dostluğu ancak pazara kadardır mezara kadar olanlar yıllardır ihmal ettiğimiz islam ülkeleridir. Suriye konusunda batının pis elleri itilmeli İran, Mısır ve Suudi Arabistanla bir araya gelinerek 4 lü bir çözüm üretilmelidir.
Ekonomik düzenlemeler biliyoruzki Kemal Derviş döneminde sermayeyi koruyan yapısı ile devam etmektedir. Banklacılık ile ilgili düzenlemeler süratle yapılmalı Faiz üzerine kurulmuş sistem mutlak anlamda değiştirilmelidir. Gelir adaletindeki dengesizlikler giderilmelidir. Belediyelerde yapılan kaynak israfına son verilse hiç bir ilçede fakir kalmayacakatır. Mutlak anlamda devlet ve belediye kaynakları kontrol altına alınmalıdır. Ayrıca üretim-tüketim zincirinde yerli satandartların oluşturulması için çaba sarfedilmelidir. Mutlak anlamda yerli sanayi üretimi hemen her alanda yapılmalı ve teşvik edilmelidir.
Sembolik değeri olan Ayasofya yeniden Fatih vakfiyesi olarak vakfiye şartına döndürülmeli ve gerekirse referanduma sunularak camiye dönüştürülmelidir. Özel İHL seviyesinde okulların açılabilme imkanı sağlanmalıdır.
Daha bir çok husus sıralanabilinir. Artık mevcut iktidarın bu yaşanan son hadiselerden sonra aklını başına alıp yapılan bu tehditler karşısında şimdiye kadar ihmal ettiği adımları cesurca atmasının zamanı gelmiştir. Bu halk bu iktidardan 175 yılık birikmiş sorunlarının hallolmasını beklemektedir. Bugüne kadar sabredip ülkenin içinden geçtiği zor süreçleri göz önüne alarak sabretmiş ve iktidarı mazur görmüştür. Fakat bu satten sonra ne kadar mazur karşılayacaktır, azgın azınlığın açtığı bu kapıyı bu halk zorlar ise o zaman ne olacaktır?
Bence hem iktidar hemde muhalefet bu hususu düşünmeli ve hemen herkes kendine çeki düzen vermelidir vesselam.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder