17 Haziran 2013 Pazartesi

175 yıldır bu milletin elinden kendini yönetme iradesi alınmıştır.

175 yıldır bu milletin elinden kendini yönetme iradesi alınmıştır. Sadece yönetme iradesi elinden alınmakla kalınmamış, dini değerleri, tarihi birikimleri kadim hayat tasavvurları alay konusu edilmiş, gözden düşürülmüş ve en kötüsü düşman ilan edilerek topyekün varlığına kasdedilmiştir. Tanzimat fermanı ilan edildiği günden beri adım adım hedefe yürüyen batı ve yerli işbirlikçileri önce devleti sonrada toplumu dönüştürmek, değiştirmek, köklerinden kopartmak için hemen hertürlü kirli oyunu sahneye koymaktan geri durmamışlardır. Köklü İslam medeniyetinin bu coğrafyada yaşayan ve Osmanlı torunları olarak anılan Anadolu, balkan, kafkasya, Arap yarımadası, mısır'ın içinde bulunduğu ve kuzey Afrika ülkeleri olarak adlandırılan bu coğrafya paramparça edilerek bütün varlıkları talan edilmiştir.



 Kabına sığmayan Osmanlı milletler sisteminin üyeleri paramparça edilerek ve  tarihi köklerinden sökülerek, acımasızca batı labaratuvarlarının imalatı olan aşılarla aşılanmış ve daha sonra hemen her bir parça batının imalatı saksılarda yaşamaya mecbur edilmişlerdir.
Osmanlı'nın devamı olarak kurulan Türkiye cumhuriyeti ilk kururluş günlerinde halkın desteği ile varlık bulmuş ve meclisisni halkın değerleri doğrultusunda açmıştı. Fakat çok geçmeden Türkiye Cumhuriyeti önce dinle arasına mesafe koymuş sonrada toplumu batılılaştırma adına milletle ve onun değerleri ile mücadeleye girişmiştir. Bu mücadele devlet eliyle toplum hayatının hemen her alanında en acımasız yöntemler kullanılarak yapılmıştır. Devletin nazarında Aziz İslam dini İRTİCA yaftası ile damgalanarak arenada aslanların önüne atılmış, dini değer ve sembol olarak görülen ne varsa arenadaki boğaların boynozlarının insafına terkedilmiştir.
Dini değrlerine sıkı sıkıya bağlı Çilekeş Anadolu insanı bazan pasif bazanda aktif bir şekjilde direnmiş ve dini değerlerine ve onun sembollerine sahip çıkmıştır. Bütün bu olup bitenler zamanla toplum içinde tarihine, dinine ve geleneklerine yabancılaşmış bir zümrenin devlet eli ile doğmasına neden olmuş ve bu kesimler devletin imtiyazlı sınıfları olarak hep himaye görmüşlerdir. Devleti, siyaseti, ekonomiyi, sanatı velhasıl kelam bütün hayatı bu imtiyazlı seçkin zümreler kontrol altında tutmaya başalmışlardır. Mağdur Anadolu insanı kendi kaderine terkedilip fakirlikle boğuşurken bu imtiyazlı seçkin kimseler ülkenin bütün varlıklarını efendileri ile birlikte kontrol ederek büyüdükçe büyüyorlardı.
Çok partili sisteme geçilir geçilmez halk kim olduğuna bakmaksızın dini değerlere sahip çıkan ve bu doğrultuda siyaset yapan insanları iktidara taşımışlar ve dini değerleri ile savaşan parti ve zihniyyetini sandığagömerek  mahkum etmişlerdir. Halkın tercihi ile oluşmuş meşru iktidarlar bu azgın azınlık tarafından efendilerinin direktifleri doğrultusunda gayrı meşru bir şekilde indirilmişleridr. Bu milletin gençlerini sokaklara dökerek ve yalan yanlış bilgilerle kandırarak ayaklandıranların amaçları bu memleketin yeraltı ve yerüstü kaynaklarını efendileri ile birlikte yeniden sömürmek, semirmek ve toplumun dini değerlerine yeniden böcek muamelesi yapmak içindir. Halkın seçtiği başbakanı ve bakanlarını sırf kurulu düzenlerine çomak soktu diye idama mahkum edenler yine halka idam kefeni ile darağacında asılan başbakanı hafızalarından silinmesin ve yüreklerine hiç dinmeyecek korkular oluşsun ve bir daha kurulu düzene başkaldırı yapılmasın diye idam sehpasındaki fotoğrafları servis ettiler.
Bu halkı ve bu devleti bir daha aziz İslam ile buluşturmamak için darbe üstüne darbe yaptılar. Halk dini değerlerini önemseyen siyasetçilere yöneldikçe onlar dipçik ile halkı hizya getirmeye çalıştılar. 1000 yıl sürecek 28 şubat planları yaptılar. Vurdular kırdılar, döktüler fakat hesapları tutmadı.
Halkın tercih ettiği ve iktidara taşıdığı hemen her insan devletin en üst makamında oturup devlet idaresine vaziyet ettiğ halde garip bir şekilde bir yerlere mesaj vererek " Kefenlerini giyipte buraya geldiklerini" söylemesi iktidara gelenleri muktedir etmeyen engeller olduğunu gösteriyordu. Halkın seçtiği insanlar ya darbe ile yada çıkar guruplarının baskısı ile kontrol altında tututluyor yada tehdidi altında ülkeyi idare etmeye çalışıyorlardı.
28 şubat darbesinden sonra yaşanan ekonomik ve ictima-i kırizler halkı canından bezdirmişti.  2002 yılında Ak Partiyi iktidara taşıyan halk bu partiden bir çok şey bekliyordu. 175 yıllık ezilmişliği, mağduriyeti ortadan kaldırmasını devletin yeniden dinle buluşturulmasını, dağatılan osmanlı birliğinin yeniden kardeşler olarak sağlanmasını, imtiyazlı azgın azınlığın imtiyazlarına son verilmesini, ihmal edilen Anadolu insanının gasbedilmiş hemen her türlü haklarının iadesi gibi bir çok birikmiş, ertelenmiş sorunların halli için Recep T. Erdoğanı seçmişlerdi. Çünkü onun hayat hikayeside kendi kaderlerine benziyordu.
10 yıl boyunca ülkeyi yöneten ak parti  halkın beklentileri doğrultusunda adımlar attıkça azgın azınlığın sesi yükseliyor ellerindeki en güçlü araçları ile tehditler savurarak atılan adımları geri püskürtmeye çalışıyorlardı.

170 yıllık birikmiş sorunları ve hakları gasbedilmiş hatta çalınmış Anadolu insanı iktidarın attığı olumlu adımlarla nefes alıp biraz rahatlarken tarihi köklerinden kopmuş bu azgın azınlık hemen her türlü imkana sahip olmasına rağmen hatta mevcut iktidar servetlerine servet katmalarına ve konumlarını güçlendirmesine rağmen yinede rahat durmuyor halkın nefes almasını ve görünür olmasını içlerine sindiremeyerek kazan kaldırıyorlardı. Üstelik bunu yaparken ülkeye ve millete ne kadar kayıp yaşattıklarını hiç umursamadan yapıyorlardı. Gerçi bu ülke ve bu millet onlar için ne değer ifade ediyor oda sorgulanması gereken ayrı bir husus. Üstelik bu başkaldırıyı gençleri kışkırtarak, yalan yanlış haberler üretrek yapıyorlardı aynen geçmişte 27 mayıs evvelinde olduğu gibi.
Peki bu azgın azınlık bağarıp çağırırken, yakıp yıkarken sessiz çoğunluk olan bu milletin asli unsuru, omurgası olan Anadolu insanı ne düşünmektedir acaba? Kefenini giyerek siyaset yaptığını söyleyen başbakan neden ve kimin için bu kefeni giymeyi göze almıştır bu hususta halk ne düşünmektedir, ve ne yapacaktır? Yıllardır IMF aracılığı ile ve yerli işbirlikçileri olan faiz lobisi ile ülke kaynaklarını sömüren ve ülke  varlıklarını elinde tutan bu mahfiller acaba neden rahatsızdırlar ve başbakanın iddia ettiği gibi taksim olaylarının arkasında bunlarında bir rolü var mıdır halk acaba bu konuda ne düşünmekte ve ne yapacaktır? Yine bu insanların bankasında paralarını tutup,bu insanların marketlerinden alışveriş yapıp bu insanların ürettiği şeyleri mi tüketecektir?
Seçim sandığı yolu ile iktidar umutlarını iyiden iyiye yitiren ve bu halkın değerlerine iyice yabancılaşan hatta düşman olan bu kesim bu tarz azgınlıkları ile halkın iktidarını devirmeyi denemektedirler. Peki kim bunlar?
Ülke içindeki guruplar
1- UlusalcıKemalistler
2-Bütün sol Fraksiyonlar
3-Tüsiad ve sermaye çevresi
4-Bir takım Alisiz alevi örgütleri
5-Yerli azınlıklar
6- Hiç bir siyasi düşünce geliştirememiş sadece hazları peşinde koşan insan müsveddeleri.

Yurdışı guruplar
1- İsrail
2-Amerikan neocon cumhuriyetçiler ve yahodi lobisi
3-Almanya
4- İngiltere ve Fransa
5-Suriye
6- Türkiyenin büyümesinden ve gelişmesinden rahatsız olan bütün ülke ve ismini vermediğim çevreler.

Peki siz hangi mülahazalarla nerde durmaktasınız? Bütün bu güçler elbirliği içinde 170 yıldır bu halkı sömürgeleştirirken, dinine ve imanına kasdederken, bütün ekonomik varlıklarına göz dikmişken, dünü ve bugünü çalınmış ve yarınına göz dikilmiş iken ve bu iktidarın kirli oyunlarını bozduğu için saldırdıkları bugün sahi siz nerde durmaktasınız?
Ülkede hiç bir şey olmuyormuş gibi bir takım dini mülahazalarla ve yorumlarla kayıtsız kalanlar yada tutumları ile düşmanın değirmenine su taşıyanlar bilsinlerki bu siyasi tavırları ile ne dine nede müslümanlara hizmet etmektedirler. Bugün hiç bir şey yapmıyorsanız mazlum müslüman halkın yanında durmuyorsanızda hiç olmazsa saldırı altında iken bari siz en azından saldırmayın. Ayıp gerçekten çok ayıp. 170 yıldır horlanan bu halk bu mahfiller tarafından saldırı altına alınmışken bari siz taş atmatın. Mazluma Allah Allah diye taş atanlar ne tarih nede Hakikat önünde hesap veremeyecektir....


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder