30 Haziran 2013 Pazar

Bilginin kaynağı

Efendimiz  sav bilginin, hikmetin, marifetin ve hakikatin temel kalkış noktasıdır. Hz. Peygamberi sav bilmeden bildiklerimizin hemen hepsi yarım ve yetersizdir. Ondan beslenmeyen, onun kutlu sofrasından istifade etmeyen bilgi zayıftır, eksiktir ve sahibini yarı yolda bırakır.  Hz Adem as ile başlayan Risalet yolculuğunun son temsilcisi Efendimiz sav dir. O göklerle insanlar arasında irtibatı sağlayan son elçi, göklerde alınmış kararları, bilgileri insanlığa ulaştıran son rahmet pınarıdır.

Bu bilgi ve hikmet pınarı kıyamete kadar insanlığın istifadesine sunulmuştur. Bu ebedi bilgi kaynağına sırtını dönerek bilim ve siyaset üretenler hem kendilerini hem de insanlığı bir çıkmaza ve felakete sürüklerler. Hz. Peygamberin başında bulunduğu bu bilgi pınarının hem dünyaya hem de ahirete dönük iki yönü vardır. Bu cihetle Hz Peygamberin pınarı insanı sadece bu dünyada kurtuluşa ve felaha erdirmez ölümden sonra başlayan hayatında kurtuluş reçetesini verir. Üstelik verilen bu bilgi sahibinden teori düzleminde kalmasını yeterli görmeyerek pratiği de beraberinde şart koşar.
Hz Peygamber sav ; “ İlimsiz amel kör, amelsiz ilim topaldır” buyurarak bu gerçeğe işaret eder. Bilgiyi almak ve kabul etmek nasıl olmazsa olmaz bir şart ise alınan ve kabul edilen bilginin işlenmesi ve yaygınlaştırılması da ikinci şarttır. Çünkü bu bilgi insanlığın kurtuluşunun tek kaynağıdır. İşin diğer bir yanı da bu bilgiyi kabul etmeden(inanmadan) ve bu bilgiyi hesaba katmadan atılacak adımlar ne olursa olsun bilginin sahibi tarafından atılan adımların bir değerinin ve kıymetinin olmayışıdır. Kısaca Hz Peygambere gelen bilgileri bilmeden, inanmadan atılacak dünyevi adımların huzuru, adaleti ve mutluluğu temin etmediği gibi Ahirette de yapılan işlerin sahibimiz Allah cc tarafından bir değer ve kıymetinin olmadığı gerçeğidir. “Onlar dünya hayatında iyi işler yaptıklarını sanıyorlardı, halbuki bütün çabaları boşa çıkmıştır.” Kehf suresi 104.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder