Mavi, kırmızı formasını giyip sokağa fırlamıştı Ahmed
Haramilerin yakıp yıktığı Haleb'in tozlu yollarında
kendisi gibi kalan üç beş arkadaşıyla tek kale maç yapacaklardı.
Eğildi ve ayakkabı bağlarını bağlamaya başladı
usulca başını kaldırdı ve kendisine şefkatle bakan anasının gözlerine bakarak;
Anne, Anne dedi! hayat dolu gözlerle ve heyecan ile..
Ben birazdan dönerim, kapıdayım beni merak etme.
Anne, bugün içimde anlam veremediğim bir coşku birde hüzün var
Bugün Ruyamda şehid babamı, ve abim Mustafayı gördüm,
ikisi de bana bakıp gülümsediler.
Arkalarından koştum ama yetişemedim Anne.
Ne çok üzüldüm biliyor musun?
Sana söylemedim üzülmeyesin diye ama şimdi niye söyledim onuda bilmiyorum dedi ve
kendisini çağıran arkadaşlarına doğru yarım yamalak bağladığı ayakkabısı ile koşuverdi.
Anne heyecenla: Oğlum yavaş düşeceksin ayakkabını güzelce bağla dedi.
Ahmet arkasına bakmadan sokağa fırlamıştı ki uçak sesleri Haleb'in üzerinde
kudur muşçasına beliriverdi.
Anne bütün gücüyle kapıya fırlayıp Ahmeeet diye yavrusuna doğru koştu
Sokak toz duman içinde kalmıştı. Herkes korkuyla sağa sola sığınmak için koştururken
Ahmed'in annesi bombanın parçaladığı bedenlere doğru koştu.
Ahmet molozların arasında henüz can çekişiyor iken
Annesine son bir defa bakmaya çalışıyordu.
Kapanan göz kapaklarını zorla açmaya çalışırken feryat eden annesine;
Ağlama anne babam ve abim beni çağırıyorlar, bak babam elini uzattı anne,
sen de gelsene, hadi anne sende gel dedi. Anne bağrına bastığı Ahmedine
sımsıkı sarılıp Ahmeeed yavrum, yavrum diye feryat figan ediyordu.
Acil kurtarma ekibi Ahmed'in minik bedenini anneden hemen kopartıp
paslı bir sedyeye yatırdılar. Ahmed sessizce yatıyordu ve gözlerini kapatmıştı.
Ahmed en son hastane de bu paslı sedye üzerinde
mavi kırmızı formasıyla, bağcıkları yarım bağlanmış ayakkabısı ile,
uçakların patlattığı patlak topuyla, gol atamadan ve hayata doyamadan
şehid babasına el vermiş ve oda şehid olmuştu.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder